Ana SayfaKıbrısTürkiye ve Dünya’nın Nabzı: Son 24 Saatte Neler Oldu? (30 Nisan 2026)

Türkiye ve Dünya’nın Nabzı: Son 24 Saatte Neler Oldu? (30 Nisan 2026)


Dünya hız kesmeden değişirken, siyasetten ekonomiye, güvenlikten toplumsal gelişmelere kadar birçok başlıkta dikkat çeken gelişmeler yaşanmaya devam ediyor. Türkiye’de Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde alınan kritik kararlar ve yargı süreçlerindeki yeni adımlar gündemi belirlerken, uluslararası arenada Gazze krizi, Avrupa ekonomisindeki kırılganlık ve Orta Doğu’daki gerilim öne çıkıyor. İşte son 24 saatte Türkiye ve dünyada öne çıkan başlıklar…

TBMM’de Sumud Filosu tezkeresi oy birliğiyle kabul edildi

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nda, İsrail’in Küresel Sumud Filosu’na yönelik silahlı müdahalesine ilişkin Meclis Başkanlığı Tezkeresi oy birliğiyle kabul edildi. Numan Kurtulmuş imzasını taşıyan tezkerede, müdahale uluslararası hukukun ihlali ve “açık bir savaş suçu” olarak nitelendirilirken, alıkonulan aktivistlerin derhal serbest bırakılması çağrısında bulunuldu. Tezkerede ayrıca, Türkiye’nin süreci uluslararası hukuk zemininde yakından takip edeceği vurgulandı.

Tezkere, Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş imzasıyla okundu. Metinde İsrail’in uluslararası hukuku ihlal ettiği belirtilerek müdahale “açık bir savaş suçu” olarak tanımlandı.

AKTİVİSTLERİN SERBEST BIRAKLMASI ÇAĞRISI

Tezkerede, aralarında Türk vatandaşlarının da bulunduğu toplam 175 aktivistin alıkonulduğu hatırlatılarak, İsrail’e bu kişilerin derhal serbest bırakılması çağrısı yapıldı.

Metinde, İsrail’in eylemlerinin uluslararası mahkemelerde hesap vermesi gerektiği vurgulandı. Türkiye’nin bu sürecin takipçisi olacağı ifade edildi.

Gazze halkına kesintisiz ve kapsamlı insani yardım ulaştırılmasının önemi vurgulanırken, İsrail’in yardım faaliyetlerini engellediğine dikkat çekildi.

TÜM PARTİLERDEN ORTAK DESTEK

Genel Kurul’da söz alan siyasi parti temsilcileri tezkereye destek verirken, kararın oy birliğiyle geçmesi Meclis’te nadir görülen bir siyasi uzlaşıya işaret etti. (SonDakika)

***

MSB: Türkiye’yi karşısına alanlar değil, Türkiye ile birlikte olanlar kazanacaktır

Milli Savunma Bakanlığı, Avrupalı yöneticilerin Türkiye’yi hedef alan açıklamalarına, “Güvenlik ve istikrarın söz konusu olduğu her durumda, Türkiye’yi karşısına alanlar değil, Türkiye ile birlikte olanlar kazanacaktır” sözleriyle tepki gösterildi.

Milli Savunma Bakanlığı (MSB), haftalık basın bilgilendirmesinde Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK) yurt içi ve sınır ötesinde yürüttüğü faaliyetlere ilişkin son verileri paylaştı.

Ülkemizin savunma ve güvenliği için var gücüyle çalışan Türk Silahlı Kuvvetlerinin, kalıcı güvenliği tesis etmek amacıyla gerçekleştirdiği görev ve faaliyetleri kapsamında hafta boyunca 6 PKK’lı terörist daha teslim oldu.

Operasyon bölgelerinde mayın ve el yapımı patlayıcı ile mağara, sığınak ve barınak tespit ve imha çalışmalarına devam edildi. Suriye Harekât Alanlarında imha edilen tünel uzunluğu, Münbiç’te imha edilen 8 kilometre tünel ile birlikte, 785 (Tel Rıfat: 302 / Menbic 483) kilometreye ulaştı.

Hudut güvenliği

Hudutlarda son bir haftada 198 şüpheli yakalandı, 1 Ocak’tan bugüne kadar yasa dışı yollarla geçmeye çalışırken yakalananların sayısı 2 bin 430, engellenen 1.449 şüpheli ile birlikte bu yıl içerisinde sınırlarda engellenen kişi sayısı da 25 bin 618’e ulaştı.

Van ve Hatay hudut hatlarında gerçekleştirilen arama-tarama faaliyetlerinde toplam 388 kilogram (388.046 gram) uyuşturucu madde ile 3 bin 485 adet uyuşturucu hap ele geçirildi.

Eğitim ve tatbikatlar

Tuğamiral Aktürk, TSK’nın, yüksek hazırlık seviyesini muhafaza etmek amacıyla eğitim ve tatbikat faaliyetlerini de kesintisiz olarak sürdürdüğünü söyledi.

Ege Ordusu Komutanlığının sevk ve idaresinde, dost ve müttefik ülke unsurlarının katılımıyla, 20 Nisan-21 Mayıs arasında gerçekleştirilen EFES-2026 Tatbikatı’nın, Batı Anadolu, Orta Ege, İzmir Körfezi ve Doğanbey Atış ve Tatbikat Bölgesi’nde başarıyla devam ettiğini belirten Aktürk, şunları kaydetti:

“Türk Silahlı Kuvvetlerimizin en büyük birleşik ve müşterek tatbikatlarından olan EFES-2026’ya milli unsurlarımız ile 45 ülkeden gözlemci, birlik ve unsur katılmaktadır. 27 Nisan-2 Mayıs arasında Azerbaycan’da TurAz Kartalı Hava Savunma Tatbikatı icra edilmekte, 13-30 Nisan arasında Libya ve Fildişi Sahili’nde düzenlenen Flintlock ile 27 Nisan-8 Mayıs tarihleri arasında İspanya ev sahipliğinde Batı Akdeniz’de icra edilen Spanish Minex Mayın Harekatı tatbikatlarına katılım sağlanmaktadır. Spanish Minex Tatbikatı’na iştirak eden NATO Daimi Mayın Karşı Tedbirleri Görev Grubu-2’de (SNMCMG-2) görevli TCG Amasra mayın avlama gemimiz, 1-3 Mayıs tarihleri arasında İspanya’ya liman ziyareti yapacaktır. 5-13 Mayıs tarihleri arasında, Norveç’te Steadfast Deterrence ile Fransa’da gerçekleştirilecek Ukrayna Gönüllüler Koalisyonu Bilgisayarlı Destekli Komuta Yeri tatbikatlarına iştirak edilmesi planlanmaktadır.”

Türk Yıldızları akrobasi timi, 3 Mayıs’ta “Mevlana’yı Karşılama Törenleri” kapsamında Konya’da gösteri uçuşu yapacak.

“Bölgesel barış ve istikrara zarar verme riski taşıyor”

Bakanlık, son dönemde bazı Avrupalı yöneticilerin Türkiye’yi hedef alan açıklamalarının dikkatle takip edildiğini vurgulayarak şunları aktardı:

“Türkiye’nin bölgesel rolü ve Avrupa güvenlik mimarisi içindeki konumuna ilişkin ifadeler, müttefiklik hukuku ve dayanışma ilkeleriyle bağdaşmamaktadır. Yine, NATO üyesi Fransa ve Yunanistan’ın birtakım senaryolar üzerinden yaptığı açıklamalar gerilimi artırmakta, bölgesel barış ve istikrara zarar verme riski taşımaktadır.

Bölgemizde oluşturulmaya çalışılan herhangi bir askerî ittifakın, Türkiye’ye karşı başarı şansı bulunmadığı gerçeğini hatırlatıyoruz. Sayın Bakanımızın daha önce de ifade ettiği gibi önümüzdeki dönemde de güvenlik ve istikrarın söz konusu olduğu her durumda, Türkiye’yi karşısına alanlar değil, Türkiye ile birlikte olanlar kazanacaktır.”

‘Bu tür girişimler mevcut hassas dengeyi bozma ve gerilimi artırma riski oluşturuyor’

Milli Savunma Bakanlığından Güney Kıbrıs Rum Yönetimine Fransız askerlerinin konuşlandırılacağına ilişkin haberler için şu açıklamayı yaptı:

“Türkiye, uluslararası hukuka bağlı, bölgesinde barış ve istikrarın korunmasını önceleyen bir anlayışla hareket etmektedir. Ancak bu yaklaşımımız, hem ülkemizin hem de KKTC’nin millî hak ve menfaatlerinden taviz verileceği anlamına gelmemektedir.

Kıbrıs Adası’nın güvenliği ve istikrarına ilişkin düzenlemeler uluslararası anlaşmalarla belirlenmiş olup, Türkiye garantör ülkelerden biridir.

Fransa tarafından Güney Kıbrıs’a asker gönderileceğine yönelik açıklamaların hangi somut güvenlik ihtiyacına dayandığı belirsizliğini korurken, bu tür girişimlerin mevcut hassas dengeyi bozma ve gerilimi artırma riski bulunmaktadır. Bu tür girişimlerin Güney Kıbrıs Rum Yönetimi açısından da gelecekte güvenlik riskleri doğurabileceğini ve bölgesel istikrarı zedeleyebilecek adımlardan kaçınılması gerektiğini bir kez daha ifade ediyoruz.” (TRT Haber)

***

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, İsviçre Büyükelçisi Scheurer’i kabul etti

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, İsviçre’nin Ankara Büyükelçisi Guillaume Scheurer’i Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde kabul etti.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, sanal medya hesabından yaptığı açıklamada, “İsviçre’nin Ankara Büyükelçisi Guillaume Scheurer ile Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde bir araya geldik. Görüşmemizde; karşılıklı ticaret ve ekonomik ilişkilerimizin geliştirilmesi ile İsviçre’nin 2026 AGİT Dönem Başkanlığı çerçevesinde iş birliği imkanlarını ele aldık. Ayrıca sağlık, bilim, siber güvenlik ve mesleki eğitim alanlarında iş birliğimizi detaylı şekilde değerlendirdik. İsviçre ile ikili ilişkilerimizi çok boyutlu bir zeminde ileriye taşıma irademize katkılarından dolayı Sayın Büyükelçi’ye teşekkür ediyorum” dedi. (DHA)

***

İBB yolsuzluk davasında 15 tutuklu sanık tahliye edildi

İBB’ye yönelik ‘Yolsuzluk’ davasında aralarında görevinden uzaklaştırılan Ekrem İmamoğlu’nun da bulunduğu 92 tutuklu 414 sanık duruşmanın sekizinci haftasında hakim karşısına çıktı. 30’uncu duruşmada mahkeme başkanıyla Ekrem İmamoğlu arasında söz alma konusunda gerginlik yaşandı. Diğer yandan aralarında Adem Soytekin’in de bulunduğu 15 tutuklu sanık tahliye edildi. Duruşma 4 Mayıs’a ertelendi.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılarak tutuklanan Ekrem İmamoğlu’na yönelik yürütülen ‘Yolsuzluk’ soruşturması tamamlanarak 11 Kasım 2025’te 3 bin 809 sayfalık iddianame hazırlandı. İddianamede ‘Örgüt lideri’ olarak adı geçen Ekrem İmamoğlu’nun; ‘Suç işlemek amacıyla örgüt kurma’, ‘Rüşvet’, ‘Suç gelirlerinin aklanması’, ‘Kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık’, ‘Kişisel verilerin kaydedilmesi’, ‘Kişisel verileri ele geçirme ve yayma’, ‘Suç delillerini gizleme’, ‘Haberleşmenin engellenmesi’, ‘Kamu malına zarar verme’, ‘Rüşvet alma’, ‘Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma’, ‘İrtikap’, ‘Suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama’, ‘İhaleye fesat karıştırma’, ‘Çevrenin kasten kirletilmesi’, ‘Vergi usul kanununa muhalefet’, ‘Orman kanununa muhalefet’ ve ‘Maden kanununa muhalefet’ suçlarını işlediği iddia edildi.

İmamoğlu’nun 142 eylem nedeniyle 828 yıl 2 aydan 2 bin 352 yıla kadar hapisle cezalandırılması isteniyor. (Hürriyet)

***

Muhittin Böcek’in gelini Zuhal Böcek gözaltına alındı

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü soruşturma kapsamında, aralarında Muhittin Böcek’in gelini Zuhal Böcek’in de bulunduğu 3 kişi hakkında gözaltı kararı verildi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca, İBB’ye yönelik “suç örgütü yöneticisi olmak”, “suç örgütüne üye olmak”, “irtikap”, “rüşvet”, “nitelikli dolandırıcılık”, “kişisel verileri hukuka aykırı ele geçirmek” ve “ihaleye fesat karıştırmak” suçlarından yürütülen yolsuzluk soruşturması sürüyor.

Soruşturma kapsamında Antalya Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Muhittin Böcek’in gelini Zuhal Böcek’in de aralarında olduğu 3 şüpheli hakkında gözaltı kararı verildi.

Bunun üzerine polis ekipleri Zuhal Böcek ile 1 şüpheliyi gözaltına alırken, diğer şüpheliyi yakalama çalışmaları sürüyor.

Aynı soruşturma kapsamında, Muhittin Böcek’in başdanışmanı, Antalya Büyükşehir Belediyesinde çalışan 2 personel ile 2 şoför tutuklanmıştı. (Milat)

***

Erkan Baş’tan ‘1 Mayıs’ta Taksim çağrısı: ‘Sakın ola engel olmaya çalışmayın’

TİP Genel Başkanı Erkan Baş, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nün Taksim’de kutlanması için çağrıda bulundu. Baş, işçilerin ve emekçilerin haklarını savunmak için bir araya gelinmesi gerektiğini vurgulayarak, saat 11.00’de Mecidiyeköy’de buluşma çağrısı yaptı.

1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nde Taksim çağrısında bulunan Baş, şu ifadeleri kullandı:

Türkiye İşçi Partisi olarak bu ülkenin tüm onurlu insanlarını, tüm emekçilerini, alın teriyle yaşayan kardeşlerimizi, yurttaşlarımızı işçi sınıfının birlik, mücadele ve dayanışma gününü kutlamak, bu mücadelede bizden önce yürüyen sınıf kardeşlerimizi anmak, bu memleketin sahipsiz olmadığını göstermek ve işçi sınıfının haklı taleplerini bu ülkenin en büyük kentinin en büyük meydanında; Taksim Meydanı’nda haykırmak üzere saat 11.00’de Mecidiyeköy’de buluşmaya çağırıyorum.

Hep beraber saat 11.00’de buluşacağız, yüzümüzü Taksim Meydanı’na döneceğiz ve bu hukuksuzluğa teslim olmadığımızı, teslim olmayacağımızı göstereceğiz.

VALİLİĞE VE EGM’YE ÇAĞRI: “SAKIN OLA ENGEL OLMAYA ÇALIŞMAYIN!”

İkinci çağrım İstanbul Valiliği’ne ve İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne. Bizim elimizde Anayasa var. Bizim elimizde Anayasa Mahkemesi kararları var. Bizim elimizde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları var. Bunun dışında elimizde sadece baretlerimiz, elimizde sadece taleplerimizin yazıldığı kartonlar olur. Bu taleplerle kol kola gireceğiz ve Taksim Meydanı’nda uğradığımız haksızlıkları, hukuksuzlukları anlatmak, işçi sınıfının insanca yaşaması için ülkemizin yaşaması gereken dönüşümüne dair fikirlerimizi paylaşabileceğimiz bir açıklama yapacağız. O yüzden sakın ola karşımıza hukuksuz barikatlarla, kanunsuz emirlerle engel olmaya çalışmayın.” (Cumhuriyet)

***

Arıkan’dan cumhurbaşkanlığı adayı çıkışı: ‘Öyle bir isim üzerinde çalışıyoruz ki, 86 milyon oh be diyecek’

Saadet Partisi lideri Mahmut Arıkan, cumhurbaşkanı adaylığı için üzerinde çalıştıkları isme ilişkin konuştu. Arıkan, açıklanacak kişinin toplumda geniş kabul göreceğini belirterek “86 milyon oh be diyecek” dedi. İsmin neden açıklanmadığına ilişkin “Silivri’de bir nüfus daha artmaması için” ifadesini kullanan Arıkan, sürecin gizli yürütüldüğünü vurguladı. Arıkan, “Adayımızın başına bir iş gelmesine korkuyoruz” dedi.

“O İSMİ AÇIKLADIĞIMIZDA 86 MİLYON OH BE DİYECEK”

NOW TV’de İlker Karagöz’e aday belirleme sürecine ilişkin konuşan Arıkan, “Biz öyle bir isim üzerinde çalışıyoruz ki, o ismi açıkladığımızda tüm Türkiye 86 milyon oh be diyecek. İşte aradığımız bu diyecek. Bunun çalışmalarını yapıyoruz.” ifadelerini kullandı. (Karar)

***

Marmaray’da gece seferlerine yeni düzenleme

Marmaray’da sadece cuma ve cumartesi günleri uygulanan iki gece seferi, Ankara YHT aktarmaları ve artan yolcu talebi üzerine haftanın her günü yapılacak.

İstanbul’un ulaşım ana damarlarından biri olan Marmaray’da yolcu yoğunluğunu karşılamak ve şehirlerarası ulaşım entegrasyonunu güçlendirmek amacıyla yeni bir düzenlemeye gidildi.

Marmaray’ın resmi sosyal medya hesapları üzerinden yapılan duyuruya göre, daha önce yalnızca hafta sonu yoğunluğunu karşılamak için cuma ve cumartesi günleri işletilen ek seferler, artık haftanın tüm günlerinde hizmet verecek.

Yeni düzenlemenin temel hedeflerinden biri, Ankara-İstanbul hattında seyahat eden yolcuların ulaşımını kolaylaştırmak. Ankara’dan saat 19.50’de hareket eden ve saat 23.58’de Söğütlüçeşme istasyonuna varan Yüksek Hızlı Tren (YHT) yolcuları, bu düzenleme sayesinde Marmaray hattına çok daha rahat aktarma yapabilecek.

3 Mayıs 2026 Pazar günü itibarıyla haftanın her günü kesintisiz olarak uygulanacak sefer saatleri şu şekilde belirlendi:

23.20 hareketli Gebze-Halkalı seferi 23.28 hareketli Halkalı-Gebze seferi

UYGULAMA 3 MAYIS’TA BAŞLIYOR

Artan yolcu talebini karşılamak ve gece saatlerinde ulaşım ağını daha işlevsel hale getirmek amacıyla hayata geçirilen bu uygulama, 3 Mayıs 2026 tarihinden itibaren kalıcı hale gelecek. (Akit)

***

Eğitimde yeni dönem: Müfredatta değişiklik yapılacak

TBMM’nin hazırladığı yeni rapora göre okullarda akran zorbalığına karşı radikal önlemler hayata geçiriliyor. Eğitim müfredatına ‘Empati ve Sosyal Beceriler’ dersi zorunlu olarak eklenirken, öğrencilerin güvenliği için ‘Alo Zorbalık’ hattı ve tek tuşla konum gönderen ‘Dijital İmdat Butonu’ devreye alınacak. Sistem yapay zekâ ile de desteklenecek.

TBMM Akran Zorbalığı ile Mücadele Alt Komisyonu tarafından hazırlanan yeni rapora göre, okullarda ve dijital mecralarda artış gösteren zorbalık vakalarına karşı bir dizi yeni düzenleme hayata geçiriliyor.

Yandaş Takvim gazetesinde yer alan habere göre rapor; eğitim müfredatından fiziki güvenlik önlemlerine, yapay zekâ destekli dijital takipten psikolojik desteğe kadar birçok alanda yeni adımlar içeriyor.

‘ALO ZORBALIK’ HATTI VE ACİL ÇAĞRI SİSTEMİ KURULUYOR

Öğrencilerin okul içi veya okul dışında karşılaştıkları zorbalık eylemlerini hızlı bir şekilde yetkililere bildirebilmesi için teknolojik altyapılar oluşturuluyor:

Anonim bildirim imkanı: Çocukların olayları telefon, mobil uygulama veya çevrimiçi platformlar üzerinden anonim bir şekilde bildirebileceği özel yardım hatları (Alo Zorbalık) kurulacak.

Dijital imdat butonu: Tablet veya telefonlara yüklenebilecek bir çağrı sistemi geliştirilecek. Bu uygulama sayesinde çocuklar tek tuşla yetkililere veya yakınlarına konum bilgisini ileterek acil yardım talep edebilecek.

MÜFREDATTA DEĞİŞİKLİK

Zorbalığın temelden önlenmesi amacıyla eğitim müfredatında güncellemeler planlanıyor:

  • Müfredata çatışma çözme becerileri entegre edilecek ve “Empati ve Sosyal Beceriler” dersi zorunlu hale getirilecek.
  • Öğrencilerin de aktif görev alacağı akran arabuluculuğu programları tüm eğitim kurumlarında uygulanmaya başlanacak.
  • Okul yönetimleri bünyesinde zorbalığı önleyici öğrenci konseyleri ve öğrenci liderlik grupları oluşturulacak.

Fiziksel şiddet ve zorbalık riskine karşı okulların fiziksel alanlarındaki denetim mekanizmaları sıkılaştırılıyor:

  • Özellikle koridorlar, teneffüs alanları ve okul çevresi gibi riskli bölgeler; kamera sistemleri, nöbetçi öğretmenler ve güvenlik görevlileri ile sürekli izlenecek.
  • Okul içerisinde öğrencilerin şikayetlerini ve sorunlarını rahatça iletebilecekleri, erişilebilir bir destek sistemi kurulacak.
  • Mahalle bazında veya sosyal hizmet merkezleri gibi kamu kurumlarında, çocukların direkt olarak başvurabileceği çocuk dostu danışmanlar istihdam edilecek.

ÇOCUKLARA REHABİLİTASYON

Komisyon raporu, sadece mağduriyetleri önlemeyi değil, zorbalık eğilimi gösteren çocukların rehabilitasyonunu da kapsıyor:

  • Şiddet veya zorbalık eğilimi tespit edilen öğrencilere; empati, sosyal beceri ve öfke kontrolü odaklı özel eğitim programları verilecek.
  • Tüm okullarda akran zorbalığına yönelik düzenli risk analizleri gerçekleştirilecek.
  • Risk altındaki öğrencilerin erken tespiti için davranış kontrol listeleri oluşturulacak ve bu öğrenciler hızla uzman desteğine yönlendirilecek. (BirGün)

***

Ünlü bir Türk firması daha iflas ediyor: Konkordato kararı verildi

Türkiye’nin gıda üretim kapasitesine önemli katkılar sunan DKC Grup Gıda, kuruluşundan bu yana geçen 14 yılın ardından en zorlu sınavını veriyor.

Nut Master markasıyla kahvaltılık ürünler piyasasında kendine sağlam bir yer edinen şirket, yaşadığı likidite sorunları nedeniyle konkordato ilan etmek zorunda kaldı. 51 milyon TL sermaye ile faaliyet gösteren dev yapının bu sürece girmesi, piyasada “büyük şirketlerin de finansal dalgalanmalardan etkilenebileceği” gerçeğini yeniden hatırlattı.

Bir Markanın Doğuşu ve Yaşanan Zorluklar

Nut Master markası 14 yılda sıfırdan kurulup geniş kitlelere ulaştırıldı. Fındık kreması ve yer fıstığı ezmesi gibi ürünlerle yerel ve ulusal pazarda söz sahibi olundu. Üretim tesisleriyle Fatsa bölgesinde istihdama katkı sağlandı. Şirket, bu sorunları çözmek için konkordato başvurusunda bulundu.

Mali Tablolar Yakından Takip Edilecek

3 aylık geçici mühlet, şirketin yeniden yapılanması için bir fırsat. Mahkemece atanan uzmanlar, şirketin varlıklarını, borçlarını, nakit akışını ve giderlerini inceleyecek. 51 milyon TL’lik sermayenin mevcut borçlara yetip yetmediği veya yeni finansmana ihtiyaç duyulup duyulmadığı bu dönemde belirlenecek. Şeffaflık, bu sürecin anahtarı.

Sektör İçin Bir Uyarı Niteliğinde mi?

Yüksek enflasyon ve sıkı kredi piyasası, firmaları benzer yollara itiyor.

DKC Grup ve Bolaman Park Gıda’nın mahkeme sonucu, şirketin ve paydaşlarının geleceğini belirleyecek. (MilliGazete)

***

Dünya’dan kısa kısa…

Fransa’daki milyonluk siber saldırı şüphelisi 15 yaşında

Fransa’da kimlik ve araç kayıt sistemine sızan 15 yaşındaki bir gencin milyonlarca kişisel veriyi ele geçirerek satışa çıkardığı iddia edildi. Genç gözaltına alındı.

Fransa’da kimlik kartı ve araç tescil işlemlerinin yürütüldüğü ulusal dijital platforma yönelik büyük çaplı siber saldırıyla ilgili soruşturmada 15 yaşındaki bir genç gözaltına alındı.

Paris Savcılığı, ülke genelinde kullanılan ANTS sisteminden çalınan 12 ila 18 milyon kişisel veriyi satışa sunan kişinin bu genç olabileceğini bildirdi. Şüphelinin, saldırıyı gerçekleştiren hacker olduğundan şüpheleniliyor.

Ay ortasında gerçekleşen saldırıda kullanıcı adı, ad-soyad, e‑posta adresi ve doğum tarihi gibi bilgiler ele geçirildi. Bazı hesaplarda adres ve telefon numaralarının da sızdırıldığı belirtildi.

İçişleri Bakanlığı, biyometrik verilerin ve sisteme yüklenen belgelerin saldırıdan etkilenmediğini açıkladı. Bakanlığa göre toplam 11,7 milyon hesap saldırıdan etkilendi. (DW)

***

‘Korsanlık eylemi’: Dünya, İsrail’in Gazze’ye yardım filosunu ele geçirmesine tepki gösterdi

Dünya liderleri, Gazze’ye giden teknelerin ele geçirilmesini uluslararası hukukun ihlali olarak kınadı.

İsrail, uluslararası sulardan geçerek kuşatma altındaki Gazze Şeridi’ne giden 58 yardım gemisinden 22’sini ele geçirdi.

Gemiler, son aylarda Gazze’deki Filistinlilere insani yardım taşıyarak İsrail ablukasını kırmaya çalışan ikinci Küresel Sumud Filosu’nun bir parçasıydı. 12 Nisan’da İspanya’nın Barselona limanından yola çıkmışlardı.

Filo organizatörleri Perşembe günü yaptığı açıklamada, gemilerin Çarşamba günü geç saatlerde, Gazze’den yüzlerce mil uzakta, Yunanistan’ın Mora Yarımadası açıklarındaki uluslararası sularda İsrail tarafından ele geçirildiğini söyledi.

Filo organizatörlerine göre, İsrail, filoya katılan 400 aktivistten 211’ini, aralarında bir Paris belediye meclisi üyesinin de bulunduğu kişileri “kaçırmış”. İsrail Dışişleri Bakanlığı daha önce gözaltına alınanların sayısını 175 olarak açıklamıştı.

İşte dünya liderlerinin habere verdiği tepkiler:

Türkiye

Türkiye Dışişleri Bakanlığı, İsrail’in filodaki teknelere el koymasını “korsanlık eylemi” olarak kınadı.

Bakanlık yaptığı açıklamada, “Görevi Gazze’nin masum insanlarının karşı karşıya kaldığı insani felakete dikkat çekmek olan Küresel Sumud Filosu’nu hedef alarak, İsrail insani ilkeleri ve uluslararası hukuku da ihlal etmiştir” dedi.

İtalya

İtalya, filoda bulunan İtalyan vatandaşlarının derhal serbest bırakılmasını istedi.

Hükümet yaptığı açıklamada, “İtalya, Küresel Sumud Filosu gemilerine el konulmasını kınıyor ve İsrail’i yasa dışı olarak gözaltına alınan tüm İtalyanları derhal serbest bırakmaya çağırıyor” dedi.

Almanya

İtalya ile ortak bir açıklamada bulunan Almanya, filo ile ilgili gelişmeleri “büyük bir endişeyle” takip ettiğini ve uluslararası hukuka saygı gösterilmesi ve “sorumsuz eylemlerden kaçınılması” çağrısında bulundu.

İspanya

İspanya Dışişleri Bakanlığı, İspanyol vatandaşlarını taşıyan filonun İsrail tarafından ele geçirilmesini “şiddetle kınadığını” açıkladı.

Bakanlık, yaptığı açıklamada, Madrid’in gemilerin alıkonulmasına karşı protestosunu iletmek üzere İsrail maslahatgüzarını çağırdığını da ekledi.

Hamas

Filistinli grup Hamas, Telegram’da yaptığı bir paylaşımda, İsrail’i hesap vermeden suç işlemekle suçlayarak ve gözaltına alınanların serbest bırakılmasını isteyerek, gemilerin ele geçirilmesini kınadı.

Küresel Sumud Filosu organizatörleri

Filo organizatörleri, İsrail’in gemilerine el koymasını kınadı.

Yaptıkları açıklamada, “Bu korsanlıktır,” dediler. “Bu, Girit yakınlarındaki açık denizde insanlara yönelik yasa dışı bir eylemdir; İsrail’in kendi sınırlarının çok ötesinde, hiçbir sonuçla karşılaşmadan, tamamen cezasız bir şekilde faaliyet gösterebileceğinin bir göstergesidir.”

“Hiçbir devletin uluslararası suları sahiplenme, denetleme veya işgal etme hakkı yoktur. Ancak İsrail tam olarak bunu yaptı ve kontrol rejimini dışa doğru genişleterek Avrupa kıyılarının açıklarında Akdeniz’i işgal etti,” denildi açıklamada.

Uluslararası Af Örgütü

Uluslararası Af Örgütü, gözaltına alınan aktivistlerin derhal serbest bırakılmasını istedi.

Sosyal medyada paylaşılan bir açıklamada, “Ele geçirilen gemilerin mürettebatı derhal ve koşulsuz olarak serbest bırakılmalıdır” denildi.

İsrail

İsrail Dışişleri Bakanlığı, filo organizatörlerini “profesyonel provokatörler” olarak nitelendirdi ve güçlerinin hukuka uygun hareket ettiğini söyledi.

Bakanlık açıklamasında, “Filoya katılan gemi sayısının fazla olması, tırmanma riski ve yasal bir ablukanın ihlalinin önlenmesi gerekliliği nedeniyle, uluslararası hukuka uygun olarak erken bir eylem gerekliydi” dedi.

(AlJazeera)

***

Ülkeler Kolombiya’daki fosil yakıt zirvesini, sonraki adımlar ve finansmana odaklanarak sonlandırdı

Ülkeler, Kolombiya’da fosil yakıtların aşamalı olarak ortadan kaldırılması konusunda türünün ilk örneği olan bir zirveyi bağlayıcı taahhütler olmadan ancak taahhütlerden eyleme geçişe yönelik artan bir ivmeyle tamamladı.

Fosil yakıtlardan uzaklaşmaya yönelik türünün ilk örneği olan uluslararası konferans, Çarşamba günü Kolombiya’da net bir mesajla sona erdi: küresel tartışma, petrol, gaz ve kömürün aşamalı olarak ortadan kaldırılıp kaldırılmayacağından, bunun nasıl yapılacağına kaydı ve finansman en büyük engellerden biri olarak ortaya çıktı.

56 ülkeden yetkililer, iklim savunucuları ve finans uzmanları, küresel ısınmanın ana itici gücü olan fosil yakıt üretiminden uzaklaşmayı ele almak amacıyla birkaç gün süren görüşmeler için Karayip kıyı kenti Santa Marta’da bir araya geldi.

Toplantı bağlayıcı taahhütler üretmedi, ancak katılımcılar, ülkeler arasında devam eden işbirliği planları, finansman ve işgücü geçişleri gibi konularda çalışma gruplarının oluşturulması ve fosil yakıtların küresel olarak aşamalı olarak ortadan kaldırılmasını koordine etmeyi amaçlayan gelecekteki müzakerelere yönelik ivme de dahil olmak üzere bir dizi ilk sonuç sağladığını söyledi.

Taahhütlerden pratik sorulara

BM iklim görüşmelerinde ülkeler geleneksel olarak fosil yakıt üretimini doğrudan ele almak yerine emisyonları azaltmaya – her ülkenin ne kadar kirlilik ürettiğine – odaklanmıştır.

Katılımcılar, Santa Marta toplantısının, ekonomik ve sosyal etkileri yönetirken fosil yakıt arzını nasıl azaltılacağı da dahil olmak üzere iklim değişikliğinin temel nedenleriyle mücadeleye doğru bir kaymayı işaret ettiğini söyledi.

Fosil Yakıtların Yayılmasını Önleme Anlaşması Girişimi’nin kurucusu ve başkanı Tzeporah Berman, “Bu konferans aslında 30 yıllık iklim müzakerelerinde ülkelerin fosil yakıtların aşamalı olarak ortadan kaldırılmasını nasıl sağlayacaklarını konuşmak için bir araya geldiği ilk seferdir” dedi.

Tartışmalar, üreticiler ve tüketiciler arasındaki koordinasyonu, işgücü geçişlerini ve fosil yakıtlardan uzaklaşmanın daha geniş ekonomik sonuçlarını içeriyordu.

Finansman En Büyük Engel Olarak Görülüyor

Fosil yakıtlardan uzaklaşmanın önündeki en acil ve zorlu engel sürekli olarak finansman oldu.

Küresel Güney ülkeleri, yenilenebilir enerji fosil yakıtlardan daha ucuz hale gelirken bile, yüksek borçlanma maliyetleri ve sınırlı sermaye erişimiyle karşı karşıya kalıyor.

Dünya Kaynakları Enstitüsü’nde finans ve özel sektörden sorumlu kıdemli direktör Nick Robins, “Finansman çok önemli, bu bir yatırım meselesi” dedi.

Yeni Bir Koalisyon ve Daha Geniş Katılım

Katılımcılar, toplantıyı büyük ekonomileri ve dünyanın iklim değişikliğine en duyarlı ülkelerinden bazılarını bir araya getiren yeni bir ittifakın başlangıcı olarak tanımladı.

Konferansa ayrıca ulusal hükümetlerin ötesinde, yerli gruplar, sivil toplum, gençler ve yerel yönetimler de dahil olmak üzere geniş bir katılımcı yelpazesi çekti.

Birçok ülke gibi, Amerika Birleşik Devletleri de toplantıya davet edilmedi; organizatörler toplantıyı fosil yakıtlardan uzaklaşma konusunda aynı çizgide olan ülkeler için bir alan olarak tanımladı. Ancak, Kaliforniya’dan bir yetkili ayrı olarak katıldı.

Gelecek Konferansa Bakış

Delegelerin alkışlarıyla karşılanan bir anda, bir sonraki konferansın Tuvalu’da düzenleneceği ve İrlanda’nın da eş ev sahibi olarak katılacağı duyuruldu; bu da girişime yönelik artan uluslararası desteğin altını çiziyor.

Pasifik’te alçak bir ada ülkesi olan Tuvalu, deniz seviyesinin yükselmesine karşı en savunmasız ülkeler arasında yer alıyor ve iklim değişikliğinin yarattığı risklerin küresel bir sembolü haline geldi. Buna karşılık İrlanda, kendisini uluslararası iklim eyleminin destekçisi olarak konumlandırmış gelişmiş bir Avrupa ülkesidir. Katılımcılar, bu eşleşmenin, süreç ilerledikçe iklim değişikliğine karşı savunmasız ülkeler ve daha zengin ekonomilerin bakış açılarını birleştirmeye yönelik bir çabayı yansıttığını söyledi. (The Washington Post)

***

Basın özgürlüğü dünya genelinde son 25 yılın en düşük seviyesinde, diye uyarıyor gözlemci grup

Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) Perşembe günü yaptığı açıklamada, basın özgürlüğünün son çeyrek yüzyılın en düşük seviyesine düştüğünü belirtti.

RSF, örnek olarak Başkan Trump’ın gazetecilere yönelik “sistematik” saldırılarını ve 2025 yılında bir gazeteciyi idam eden Suudi Arabistan’ı gösterdi.

Açıklamada, “(RSF) Endeksi’nin 25 yıllık tarihinde ilk kez, dünyanın yarısından fazlası basın özgürlüğü açısından ‘zor’ veya ‘çok ciddi’ kategorilerine giriyor” denildi.

RSF, incelenen 180 ülke ve bölgenin ortalama puanının hiç bu kadar düşük olmadığını söyledi.

Aynı zamanda, basın özgürlüğü durumunun “iyi” olarak değerlendirildiği bir ülkede yaşayan dünya nüfusunun oranı %20’den %1’in altına düştü.

Bu kategoriye yalnızca Norveç’in başını çektiği Kuzey Avrupa’daki yedi ülke giriyor.

Rapora göre, 2024 yılında, yani Trump’ın yeniden seçildiği yılda, zaten “oldukça iyi” bir durumdan “sorunlu” bir duruma gerilemiş olan Amerika Birleşik Devletleri, yedi sıra daha düşerek 64. sıraya indi.

Raporda, ABD’deki durumun, Trump’ın basına yönelik saldırılarının (“sistematik bir politika”) ötesinde, göçmenlerin tutuklanmasını kınayan El Salvadorlu gazeteci Mario Guevara’nın gözaltına alınması ve ardından sınır dışı edilmesi ve ABD uluslararası yayıncılığına yapılan ciddi fon kesintileriyle damgalandığı belirtildi.

RSF’ye göre, 2026’daki en büyük düşüş, cunta yönetimindeki Nijer’de (120. sıra, 37 sıra gerileyerek) yaşandı ve bu durum, silahlı grupların ve iktidardaki cuntaların saldırılarının, çeşitli kaynaklardan dengeli bilgi edinme hakkını bastırmasıyla son yıllarda Sahel bölgesinde görülen basın özgürlüğündeki daha geniş bir düşüşü vurguluyor.

RSF’ye göre, Çin, Kuzey Kore ve Eritre gibi bazı ülkelerde basın özgürlüğü durumu neredeyse hiç değişmedi; Eritre ise üçüncü yıl üst üste son sırada yer aldı.

Örgüt, “Doğu Avrupa ve Orta Doğu, 25 yıldır olduğu gibi, gazeteciler için dünyanın en tehlikeli iki bölgesidir” dedi. “Bu durum, Ukrayna’daki saldırgan savaşını sürdüren ve basın özgürlüğü açısından en kötü ülkelerden biri olmaya devam eden Vladimir Putin’in Rusya’sının (172. sırada) sıralamasına da yansıyor.”

Örgüt, Rusya’nın “terörizm, ayrılıkçılık ve aşırıcılıkla mücadele için tasarlanmış yasaları basın özgürlüğünü kısıtlamak için kullanmada uzmanlaştığını” ve bu ay itibariyle 48 gazeteciyi hapse attığını belirtti.

RSF, Esad sonrası Suriye’nin basın özgürlüğünde en büyük iyileşmeyi gösterdiğini ve sıralamada 36 basamak yükseldiğini kaydetti.

RSF, grubun orijinal Fransızca adı olan Reporters sans frontières’in kısaltmasıdır. 1985 yılında Fransa’da kurulmuştur. (CBS News)

***

Suriye Enformasyon Bakanı’ndan Basın Özgürlüğü Değerlendirmesi

Suriye Enformasyon Bakanı Hamza El-Mustafa, ülkenin 2026 Basın Özgürlüğü Raporu’nda tarihi bir yükseliş kaydettiğini açıkladı. Bu ilerlemenin, devletin düzenleyici vizyonu ile Suriyeli medya çalışanlarının ortak çabalarının ürünü olduğu vurgulandı.

El-Mustafa, Suriye’nin 2026 Uluslararası Basın Özgürlüğü Raporu’nda son 25 yılın en dikkat çekici ilerlemelerinden birini kaydettiğini belirtti.

Bakan, ülkenin 36 puanlık tarihi bir artışla önemli bir sıçrama gerçekleştirdiğini ve bunun, raporun yayımlanmaya başladığı tarihten bu yana bir ülkenin bir yıl içinde elde ettiği en büyük ilerleme olduğunu ifade etti.

Suriye’nin 2025 yılında 177. sırada yer aldığını hatırlatan El-Mustafa, 2026 itibarıyla 141. sıraya yükseldiğini, 2024 yılında ise 179. sırada bulunduğunu kaydetti.

Arap ülkeleri arasında Suriye’nin sekizinci sıraya yerleştiğini belirten Bakan, güvenlik durumu nedeniyle hâlen “kırmızı listede” yer aldığını ancak ilk 100 ülke arasına girme hedefinin sürdüğünü dile getirdi.

El-Mustafa, bu ilerlemenin Cumhurbaşkanı Ahmed El-Şara’nın vizyonu doğrultusunda gerçekleştiğini belirterek, yaklaşımın “engelleme ve kısıtlama yöntemlerinin etkisiz olduğu, çözümün yasaklamada değil düzenlemede yattığı” anlayışına dayandığını söyledi.

Söz konusu başarının Enformasyon Bakanlığı’nın stratejik planıyla uyumlu olduğunu ifade eden El-Mustafa, “Kuruluş ve varlığın pekiştirilmesi yılı”nın ardından yeni dönemin “etkinlik, düzen ve iletişim” sloganıyla başlatıldığını ve bunun kurumsal bir çerçevede yürütüldüğünü aktardı.

El-Mustafa ayrıca, elde edilen ilerlemenin Suriye’de görev yapan ve hayatını kaybeden ya da yaralanan basın mensupları için bir saygı ifadesi olduğunu belirterek, bu başarının bakanlık çalışanları ile yurt içinde ve dışında görev yapan Suriyeli gazeteci ve medya mensuplarının ortak çabalarının sonucu olduğunu vurguladı. (SANA)

***

Euro bölgesinde alarm: Enflasyon yüzde 3’e çıktı, büyüme neredeyse durdu

Euro bölgesinde enflasyon yüzde 3’e yükselirken, ekonomik büyüme neredeyse durma noktasına geldi. Uzmanlara göre bölge, düşük büyüme ve yüksek enflasyon riskiyle karşı karşıya.

Euro bölgesi ekonomisinin yılın ilk çeyreğinde yalnızca yüzde 0.1 büyüdüğü aktarıldı. Aynı dönemde enflasyonun yüzde 3’e yükseldiği ve fiyat baskılarının yeniden güç kazandığı belirtildi.

Verilerin, özellikle İran savaşı ve artan enerji maliyetlerinin ekonomik dengeleri zorladığını gösterdiği ifade edildi.

Enerji fiyatları enflasyonu tırmandırdı

Açıklanan verilere göre, enflasyondaki yükselişin arkasında en büyük etkenin enerji fiyatları olduğu aktarıldı.

Enerji maliyetlerinin kısa sürede yüzde 10.9 arttığı, bunun da genel fiyatları yukarı çektiği belirtildi.

Uzmanların, enflasyonun artık Avrupa Merkez Bankası’nın hedefi olan yüzde 2 seviyesinin üzerine çıktığını vurguladığı ifade edildi.

Ekonomide ‘stagflasyon’ endişesi

Ekonomistlerin, Avrupa’nın ‘stagflasyon’ olarak adlandırılan riskle karşı karşıya olabileceği uyarısında bulunduğu aktarıldı.

Bu durumun, “düşük büyüme, yüksek enflasyon ve artan işsizlik” anlamına geldiği ifade edildi.

İran savaşıyla birlikte küresel enerji arzındaki sıkıntının, hem fiyatları artırdığı hem de tüketici ve yatırımcı güvenini zayıflattığı belirtildi. (Sputnik)

***

İran Devlet Televizyonu’nun haberine göre, İran’ın Yüksek Lideri Mücteba Hamaney, ABD’nin varlığı olmadan Körfez’in ‘parlak bir geleceğe’ sahip olacağını söyledi

İran’ın yüksek lideri Perşembe günü yaptığı açıklamada, ABD Başkanı Donald Trump’ın bu konularda bir anlaşma sağlamaya çalışmasına rağmen, İslam Cumhuriyeti’nin “nükleer ve füze yeteneklerini” ulusal bir varlık olarak koruyacağını söyledi.

Ayetullah Mücteba Hamaney, 28 Şubat’ta 86 yaşındaki babası Ayetullah Ali Hamaney’nin öldürüldüğü hava saldırısının ardından görevi devralmasından bu yana yaptığı gibi, İran devlet televizyonunda sesli olarak okunan yazılı bir açıklamada konuştu.

Hamaney, “Ülke içinde ve dışında 90 milyon gururlu ve onurlu İranlı, İran’ın kimliğe dayalı, manevi, insani, bilimsel, endüstriyel ve teknolojik kapasitelerinin tamamını – nanoteknoloji ve biyoteknolojiden nükleer ve füze yeteneklerine kadar – ulusal varlıklar olarak görüyor ve bunları ülkenin sularını, topraklarını ve hava sahasını korudukları gibi koruyacaklar” dedi.

İran’ın dini lideri Perşembe günü yaptığı açıklamada, Amerikalıların Basra Körfezi’ndeki tek yerinin “sularının dibi” olduğunu, zira Hürmüz Boğazı’nın Tahran’ın kontrolünde kaldığını söyledi.

Hamaney açıklamasında, “Allah’ın yardımı ve gücüyle, Basra Körfezi bölgesinin parlak geleceği, Amerika’sız, halkının ilerlemesine, rahatlığına ve refahına hizmet eden bir gelecek olacaktır” dedi. (AP)

***

İran Yahudi Cemaati Lideri, Mojtaba Hamaney’ye Bağlılık Yemini Etti

İran’ın Yahudi nüfusu, 1979 öncesi büyüklüğünün sadece küçük bir kısmını oluştursa da, İsrail dışında Orta Doğu’daki en büyük Yahudi topluluğu olmaya devam ediyor ve İslam Cumhuriyeti yönetiminde sık sık İsrail’i açıkça eleştiriyor.

İran Yahudi cemaatinin liderlerinden Younes Hamami Lalehzar, sosyal medyada dolaşan görüntülere göre, Yüksek Lider Mojtaba Hamaney’ye bağlılık yemini etti.

İran medyası, konuşmanın Çarşamba günü Tahran’daki Enkaleb Meydanı’nda düzenlenen bir miting sırasında yapıldığını bildirdi.

Lalehzar videoda, “İmam Şehid’in takipçileri olan Hamaney Konseyi üyelerinin bu önemli konuma ve sorumluluğa ulaşmasından mutluluk duyuyoruz” dedi ve İran Yahudi cemaatinin “seçimlerini ve liderliklerini desteklediğini” ekledi.

“Umarız bu önemli sorumlulukta başarılı olurlar ve sevgili ülkemiz İran’ın zaferine, başarısına ve refahına şahit olurlar.”

İran Yahudilerinin İsrail’e Yönelik Eleştirileri

İran’ın Yahudi nüfusu, 1979 öncesi büyüklüğünün sadece küçük bir kısmını oluştursa da, İsrail dışında Orta Doğu’daki en büyük Yahudi topluluğu olmaya devam ediyor ve İslam Cumhuriyeti’nin kısıtlamaları altında, İsrail politikalarını sık sık alenen eleştiriyor.

Birkaç hafta önce Tahran’ın merkezindeki bir sinagogun füze saldırısında hasar görmesinin ardından, İran parlamentosu (Majles) Yahudi temsilcisi Homayoun Sameh, “Siyonist rejim, Yahudi bayramları sırasında bu topluluğa merhamet göstermedi ve kadim ve kutsal sinagoglarımızdan birine saldırdı” dedi.

Saldırıdan sonra İran bağlantılı hesaplar tarafından paylaşılan bir sosyal medya gönderisinde, yerel Yahudilerin “şaşırmadıklarını” ve “İsrail’den her şeyin mümkün olduğunu” söyledikleri iddia edildi.

Haziran 2025’teki İsrail hava saldırılarının ardından Lalehzar, “Suçlu Siyonist rejim ve kötü Netanyahu tarafından sivillerin, kadınların ve çocukların öldürülmesine kararlı bir güçle karşılık verilmelidir” diye yazdı.

İsfahan Yahudi Derneği ve Cemaati de o dönemde yaptığı açıklamada, “İnsanlık ahlakından çok uzak olan Siyonistlerin vahşeti hepimizin kalbini acıttı” demiş ve “Gururlu ve onurlu İran’ın ezici ve pişmanlık uyandıracak bir yanıt vereceğinden eminiz” diye eklemişti. (The Jerusalem Post)

***

Güney Kore ve ABD arasında Kore’de konuşlandırılmış 28.500 kişilik ABD kuvvetlerinin geri çekilmesi görüşülmüyor: Savunma Bakanlığı

Güney Kore Savunma Bakanlığı yetkilisi Perşembe günü yaptığı açıklamada, ABD Başkanı Donald Trump’ın Almanya’daki Amerikan birliklerinin azaltılması olasılığını değerlendirdiğini söylemesinin ardından, Güney Kore ve ABD’nin Kore’deki 28.500 kişilik ABD kuvvetlerinin geri çekilmesi konusunda görüşme yapmadığını belirtti.

Trump, sosyal medya paylaşımında ABD’nin Almanya’daki birliklerin azaltılması olasılığını “incelediğini ve gözden geçirdiğini” ve kararın “önümüzdeki kısa süre içinde” verilebileceğini söyledi.

Bu açıklamalar, Washington’ın devam eden ABD-İran çatışması ışığında Hürmüz Boğazı’nın güvenliğini sağlamaya yardımcı olmak için deniz desteği çağrılarını reddettiği için bazı Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) müttefiklerini cezalandırmayı düşündüğüne dair Wall Street Journal’ın bir haberinin ardından geldi.

Bakanlık yetkilisi, “Güney Kore ve Amerika Birleşik Devletleri arasında ABD Kore Kuvvetleri’nin (USFK) azaltılması konusunda hiçbir görüşme yapılmadı” dedi.

“ABD Kore Kuvvetleri’nin birincil görevi, Kuzey Kore’nin saldırganlığını ve provokasyonlarını caydırmak ve bunlara karşılık vermek için Güney Kore ordusuyla güçlü bir ortak savunma duruşu sürdürmektir,” dedi yetkili. (Yonhap)

***

Lübnan’a düzenlenen İsrail saldırısında en az dört kişi öldü, aralarında çocuk ve kadın da var

Lübnan Ulusal Haber Ajansı’na (NNA) atıfta bulunan El Cezire’nin haberine göre, İsrail’in Lübnan’ın Nabatiye bölgesindeki Cebchit kasabasına düzenlediği hava saldırısında dört kişi öldü, dokuz kişi de yaralandı.

Sağlık Bakanlığı yaptığı açıklamada, “İsrail’in Nabatiye bölgesindeki Cebchit kasabasına düzenlediği saldırıda, aralarında iki çocuk ve bir kadının da bulunduğu 4 kişi şehit oldu ve aralarında 3 çocuk ve 4 kadının da bulunduğu 9 kişi yaralandı” dedi.

NNA haberlerine göre, son kayıplarla birlikte bugün Lübnan’da İsrail saldırılarında ölenlerin toplam sayısı en az 27’ye yükseldi. (Dawn)

Hazırlayan: Emre SOLAK (Ajans Cyprus – Ankara)



Source link

RELATED ARTICLES

Most Popular

Recent Comments