23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nın coşkusu yurt genelinde törenlerle yaşanırken, Türkiye’nin gündemi yalnızca kutlamalarla sınırlı kalmadı. Siyasetten güvenliğe, ekonomiden toplumsal gelişmelere kadar birçok başlık öne çıkarken; dünya sahnesinde ise gerilimler, çatışmalar ve diplomatik mesajlar dikkat çekti. İşte hem Türkiye’de hem de küresel ölçekte son 24 saate damga vuran gelişmeler…
Bakan Tekin 81 ilden çocuklarla Anıtkabir’de: Düşünen, üreten ve değer katan bireyler yetiştiriyoruz
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kapsamında 81 ilden gelen çocuklarla birlikte Anıtkabir’i ziyaret etti. Tekin, Anıtkabir Özel Defteri’ne “Türk vatanının ebedi varlığını yüceltmek için düşünen, üreten ve değer katan bireyler yetiştirme kararlılığımızı muhafaza ediyoruz” satırlarını yazdı. Öte yandan; TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş başkanlığındaki devlet erkanı da Anıtkabir’de düzenlenen törene katıldı.
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, beraberindeki heyet ve öğrencilerle birlikte Aslanlı Yol’dan yürüyerek Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün mozolesine ulaştı. Bakan Tekin, mozoleye çelenk bıraktıktan sonra saygı duruşunda bulunuldu ve İstiklal Marşı okundu. Törenin ardından heyet hatıra fotoğrafı çektirdi.
Ziyaret kapsamında Misak-ı Milli Kulesi’ne geçen Bakan Tekin, Anıtkabir Özel Defteri’ni imzaladı. Tekin, Anıtkabir Özel Defteri’ne şu satırları yazdı:
“Aziz Atatürk; Milletimizin iradesinden doğan yüce meclisimizin açılışının 106. yıl dönümünde 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nda her şeyimiz olan evlatlarımızla huzurundayız. Onlara armağan ettiğiniz bu bayram vesilesiyle nisan ayı boyunca Maarif’in kalbinde çocuk temasıyla gerçekleştirilen etkinliklerle milli birlik ve beraberlik şuurunu pekiştirmeye gayret ettik. Zamanın ruhunu kavrayan köklerinden güç alırken ufkunu insanlığa açan sorumluluk şuuru yüksek nesiller yetiştirmek başlıca görevimizdir.
Türk vatanının ebedi varlığını yüceltmek için düşünen, üreten ve değer katan bireyler yetiştirme kararlılığımızı muhafaza ediyoruz. Milli Eğitim Bakanlığı olarak çocuklarımızın gözlerindeki ışığı geleceğin teminatı olarak kabul ediyoruz. Aziz hatıranız önünde çocuklarımızın, ülkemizin muhasır medeniyetler seviyesinin ötesine taşıyacak bir idrak ve bir şefkatle yetiştirme irademizi kararlılıkla sürdüreceğimize söz veriyoruz. Ruhunuz şad olsun.” (SonDakika)
***
Nisan sonunda Uludağ’da kış geri döndü
Bursa’da Nisan ayının son günlerinde Uludağ’da etkili olan kar yağışı, zirveyi yeniden beyaza bürüdü. 23 Nisan tarihinde, yağan karla birlikte bölgede kar kalınlığı 1 metreye ulaştı.
Sezonun son bulmasına rağmen, gelen sürpriz kar yağışıyla birlikte özellikle hafta sonu günübirlik ziyaretçilerin ilgisini artırması bekleniyor. Kayak sezonunun büyük ölçüde sona ermesine rağmen, bazı kayak tesislerin günübirlikçilere hizmet vermeye devam ettiği gözlemlendi. Meteoroloji verilerine göre bölgede hava sıcaklığının gündüz 4 derece, akşam -1 derece olarak ölçüldü. Uzmanlar, Mayıs ayında da soğuk havanın etkisini sürdürebileceğini belirterek, yüksek kesimlerde kar yağışının zaman zaman görülebileceğine dikkat çekti.
Yetkililer ise ani hava değişimlerine karşı vatandaşları uyararak, özellikle Uludağ’a çıkacak sürücülerin dikkatli olması ve kış şartlarına uygun ekipman bulundurması gerektiğini vurguladı. (İHA)
***
Konya Ovası’nda yağışlarla hububatta 500 bin ton rekolte artışı bekleniyor
‘Türkiye’nin tahıl ambarı’ olarak bilinen Konya Ovası’ndaki son yağışlar, çiftçiyi umutlandırdı. Geçen hasat sezonunda 1 milyon 800 bin ton buğday rekoltesinin 500 bin ton artışı bekleniyor. Bu yıl ekim alanlarında yüzde 3’lük bir artış olduğunu söyleyen Konya Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Burak Kırkgöz, “Bu yıl ekili alanlarındaki artış da ve yağışlar da göz önünde bulundurulduğunda buğday rekoltesi 2 milyon 300 bin ton civarı, arpa rekoltesi de 1 milyon 200 bin ton civarında beklentimiz var” dedi.
2 milyon 200 bin hektarlık ekim alanına sahip, ‘Türkiye’nin tahıl ambarı’ olarak bilinen ve kuraklık tehlikesiyle karşı karşıya kalınan Konya Ovası’nda son dönemde yağan yağmur ve kar yağışı, çiftçiye umut oldu. Geçen yıl buğdayda 1 milyon 800 bin ton, arpada 800 bin ton rekolteyi bulan Konya Ovası’nda, bu yıl rekoltenin ortalama 500 bin ton artması bekleniyor.
Konya Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Burak Kırkgöz, “Buğday ambarı Konya’mızda yağışlar özellikle bahar yağışları oldukça iyiydi. Ara ara yağan yağışlar özellikle hububat alanlarında oldukça fayda sağladı. Şu an bölgede kıraç alanlar dahil olmak üzere sulu alanlarımızda herhangi bir problem yok. Mahsullerimizin gelişimi bir önceki yıla göre gayet iyi durumda. Maalesef kış aylarında kar yağışını beklediğimiz oranda alamadık ama bahar yağışları oldukça iyiydi.” dedi. (DHA)
***
Özgür Özel: “Ulusal egemenliğimiz de çocuklarımız da ağır saldırı altında”
TBMM’de 23 Nisan özel oturumunda konuşan CHP Genel Başkanı Özgür Özel “Bayramın adandığı ulusal egemenliğimiz de çocuklarımız da ağır saldırı altındadır. İkisi de güvende değildir” dedi. Özel, CHP’ye dönük yargı süreçlerine değinerek “Biz bu şartlarda milletin hangi egemenliğini konuşacağız” diye sordu.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, TBMM’de yaptığı konuşmada ulusal egemenlik ve çocukların güvenliğinin tehdit altında olduğunu vurguladı. Özel, Türkiye’de yoksulluk ve eğitime erişim sorunlarının acil bir hale geldiğini belirtti. Konuşmasında, Adalet Bakanı’na eleştiriler yönelterek mevcut hukuksuzlukları sorguladı.
Özel, CHP’nin hedef alındığını ve bunun demokrasiyi tehdit ettiğini ifade etti. Son olarak seçim talep ederek, egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olduğunu vurguladı. (medyascope)
***
SOLOTÜRK’ten Antalya’da nefes kesen gösteri
Türk Silahlı Kuvvetlerinin gösteri ekibi SOLOTÜRK, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla Antalya’da gösteri uçuşu gerçekleştirdi.
Antalya Valiliği ile Büyükşehir Belediyesi işbirliğinde düzenlenen etkinlik için Konyaaltı Sahili Olbia Meydanı önünde toplanan vatandaşlar, F-16 uçağıyla yapılan gösteriyi ilgiyle izledi.
Antalyalılar ve turistler, sergiledikleri akrobatik hareketlerle unutulmaz bir deneyim sunan gösteriyi cep telefonlarıyla görüntüledi.
Yaklaşık yarım saat süren gösteriyi izleyenler heyecan dolu anlar yaşadı. (Milat)
***
Nefesler Tutuldu! Türk Yıldızları Çanakkale Semalarını Salladı
Türk Yıldızları, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin 106. kuruluş yıl dönümü ile 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlamaları kapsamında Çanakkale semalarında özel bir gösteri gerçekleştirdi.
Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı tarafından düzenlenen etkinlikte, Balıkesir’in Bandırma ilçesinden havalanan 7 pilot, Anadolu Hamidiye Tabyası ve Çanakkale Boğazı üzerinde uçuş yaptı. Gösteri boyunca farklı formasyonlar ve akrobasi hareketleri sergileyen ekip, izleyenlere etkileyici anlar yaşattı.
Yoğun ilgi gören gösterinin ardından Türk Yıldızları’nın, 25 Nisan’da düzenlenecek Çanakkale Kara Savaşları anma etkinlikleri kapsamında Şehitler Abidesi üzerinde de bir uçuş gerçekleştirmesi planlanıyor. (Akit)
***
Akın Gürlek duyurdu: Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı kuruldu
Adalet Bakanı Akın Gürlek, Adalet Bakanlığı bünyesinde 7 yeni daire başkanlığının kurulduğunu açıkladı. Kurulan daire başkanlıklarının arasında “Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı” da bulunuyor.
Adalet Bakanı Akın Gürlek, sosyal medya hesabından Adalet Bakanlığı’ndaki yeni yapılanmalara dair açıklama yaptı. Gürlek yaptığı açıklamada ceza adalet sisteminin güçlendirilmesine yönelik adımlar atıldığını ifade etti.
“FAİLİ MEÇHUL DOSYALAR İÇİN KAPASİTE ARTIRILIYOR”
Gürlek, özellikle kamuoyunda yakından takip edilen dosyalara dikkati çekerek, “Gülistan Doku soruşturması gibi toplum vicdanında derin iz bırakan faili meçhul olayların aydınlatılması için bu alanda kurumsal kapasitemizi ayrıca güçlendiriyoruz” ifadesini kullandı. (BirGün)
***
ABD Büyükelçisi’nin Atatürk’süz ve Türk bayraksız 23 Nisan mesajı
ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack’ın monarşi çıkışı tartışılırken, ABD Büyükelçiliği’nin 23 Nisan paylaşımında Atatürk ve Türk bayrağına yer vermemesi tepki çekti.
ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi olarak atandığı günden bu yana yaptığı açıklamalarla sık sık gündeme gelen Tom Barrack, son dönemde Türkiye ve bölge ülkelerine ilişkin sözleriyle tartışılmaya devam ediyor.
Muhalefet cephesi, Barrack’ın açıklamalarına sert tepki gösterirken, iktidar kanadından herhangi bir açıklama yapılmaması da eleştirilerin odağında yer alıyor.
ŞİMDİ DE ATATÜRKSÜZ VE TÜRK BAYRAKSIZ 23 NİSAN MESAJI
Türkiye’nin de içinde bulunduğu bölge ülkelerinde demokrasi yerine monarşi ve mutlak gücün daha işlevsel olduğunu savunan Barrack, CHP Genel Başkanı Özgür Özel tarafından “istenmeyen adam” ilan edilmişti. Barrack’ın son hamlesi ise yeniden tepki çekti.
Yurtta kısa süre önce yaşanan okul saldırılarının gölgesinde, buruk şekilde kutlanan 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla ABD Büyükelçiliği’nin sosyal medya hesabından bir mesaj paylaşıldı.
Ancak söz konusu paylaşımda ne Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu lideri Mustafa Kemal Atatürk’e yer verildi ne de Türk bayrağı kullanıldı. ABD bayrağının bulunduğu görselle birlikte “Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlu olsun.” mesajının paylaşılması, kamuoyunda eleştirilere neden oldu. (Korkusuz)
***
Okullara 7 basamaklı güvenlik önlemi: Bakan Çiftçi açıkladı
İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, son yaşanan okul saldırılarının ardından Türkiye genelinde okul güvenliğinin kapsamlı şekilde yeniden düzenleneceğini açıkladı.
Yeni model kapsamında, 81 ilde tüm okulların çevresi risk esaslı olarak yeniden değerlendirilecek; giriş-çıkışlar, öğrenci hareketliliği ve çevresel riskler detaylı şekilde analiz edilecek. Okul çevrelerinde polis ve jandarma devriyeleri artırılacak, kamera sistemleri ve giriş kontrol mekanizmaları güçlendirilecek.
Ayrıca her okulda, okul yönetimi, güvenlik birimleri ve sosyal hizmet uzmanlarından oluşan bir “güvenlik kurulu” oluşturulacak. Okul güvenliği toplantıları artık aylık olarak yapılacak.
Uygulamaya konulacak 7 basamaklı model; risk analizi, fiziki güvenlik, erken uyarı sistemi, kurumlar arası koordinasyon ve acil durum hazırlığını kapsıyor. Bunun yanı sıra akran zorbalığı, dijital tehditler ve psikolojik riskler de yakından takip edilecek.
Yeni sistemle birlikte sadece fiziki değil, psikolojik ve sosyal risklerin de izleneceği; riskli öğrencilerin aile, okul ve kamu kurumları iş birliğiyle takip edileceği bütüncül bir güvenlik yapısı oluşturulması hedefleniyor. (Yeni Şafak)
***
Rezan Epözdemir hakkında takipsizlik kararı
Avukat Rezan Epözdemir, “casusluk” ve “FETÖ’ye yardım” suçlamalarıyla yürütülen soruşturmalarda hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiğini açıkladı.
Avukat Rezan Epözdemir, hakkında açılan ‘casusluk ve FETÖ’ye yardım’ davalarından takipsizlik kararı verildiğini açıkladı.
Epözdemir sosyal medyada yaptığı açıklamada “İyi niyetli olarak eleştiri ve paylaşım yapan herkese hakkımı helal ediyorum, kimseye kırgınlığım yok. Hasmane tavırla ve kötü niyetli olarak sosyal medyada paylaşım yapanlar hakkında, hak arama özgürlüğümü kullanacağım ve gerekli yasal yollara başvuracağım” ifadelerini kullandı. (Karar)
***
Dünya’dan kısa kısa…
İran, boğaz üzerindeki kontrolünü sergiliyor, İsrail daha fazla saldırı uyarısında bulunuyor
İran, Washington’ın dünyanın en önemli denizcilik koridorunu açmayı umduğu barış görüşmelerinin çökmesinin ardından, Perşembe günü komandolarının büyük bir kargo gemisine baskın düzenlediği video ile Hürmüz Boğazı üzerindeki sıkılaştırılmış kontrolünü sergiledi.
İran devlet televizyonu, gece boyunca maskeli askerlerin gri bir sürat teknesiyle MSC Francesca gemisinin yanına yanaştığı, geminin gövdesindeki bir kapıya halat merdivenle tırmandığı ve tüfeklerini sallayarak içeri atladığı görüntüleri yayınladı.
Aksiyon filmi tarzı bir müzikle ve yorumsuz olarak sunulan görüntülerde, Epaminondas adlı başka bir geminin görüntüleri de yer aldı. İran, Çarşamba günü her iki gemiyi de ele geçirdiğini ve izinsiz olarak boğazı geçmeye çalıştıklarını iddia etti.
28 Şubat’ta ABD ve İsrail tarafından başlatılan savaş, 8 Nisan’daki ateşkes anlaşmasından bu yana durdurulmuştu, ancak İsrail Perşembe günü saldırıları yeniden başlatmaya hazır olduğu konusunda uyardı.
İsrail Savunma Bakanı Israel Katz, İsrail’in savaşa yeniden başlamak için ABD’den “yeşil ışık” beklediğini, eğer bu gerçekleşirse, önce Yüksek Lider Ayetullah Mojtaba Hamenei’yi hedef alarak “İran’ı karanlık bir çağa geri döndüreceğini” söyledi.
Ofisinden yayınlanan bir açıklamada, “Bu sefer saldırı farklı ve ölümcül olacak, en hassas noktalara yıkıcı darbeler indirecek” dedi.
BOĞAZ İÇİN MÜCADELE
Saldırılar askıya alındıktan sonra, dikkatler İran kıyılarındaki denizcilik yollarına kaydı.
Tahran, ABD’nin ateşkes sırasında uyguladığı ve Tahran’ın bu ateşkesin ihlali olarak nitelendirdiği İran’ın denizciliğine yönelik ablukasını kaldırmadığı sürece, normalde küresel petrol ve sıvılaştırılmış doğal gazın beşte birinin rotası olan Hürmüz Boğazı’nı açmayı düşünmeyeceğini söylüyor.
ABD Başkanı Donald Trump, sosyal medya paylaşımında, boğazın “tamamen kontrolünün” Washington’da olduğunu ve İran bir anlaşma yapana kadar “‘Sıkıca Mühürlenmiş’” olduğunu söyledi.
Trump ve askeri yetkilileri, İran donanmasının “denizin dibinde” olduğunu söylese de, Tahran’ın sürat tekneleri, hala denizcilik trafiğine zarar verebileceğini gösteriyor. (Reuters)
***
İsrail’in Lübnanlı gazeteciyi öldürmesi uluslararası kınamaya yol açtı
Lübnan Başbakanı, Amal Halil’in öldürüldüğü saldırıyı “savaş suçu” olarak nitelendirdi ve onu kurtarmaya çalışan kurtarma ekiplerinin de hedef alındığını belirtti.
İsrail’in önde gelen Lübnanlı gazeteciyi iki el ateşle öldürmesi, Lübnan Başbakanı’nın saldırıyı “savaş suçu” olarak nitelendirmesiyle uluslararası öfkeye yol açtı.
43 yaşındaki El-Akhbar gazetesinde çalışan Amal Halil, Perşembe günü toprağa verildi. Meslektaşlarının İsrail güçleri tarafından gerçekleştirilen uzun süreli bir saldırı olarak tanımladığı olayda öldürülen Halil’i, enkazdan çıkarmaya çalışan kurtarma ekipleri de hedef alındı ve hayati yardımda bulunmaları engellendi.
Ölümü, İsrail’in defalarca reddetmesine rağmen, medya çalışanlarını hedef alma politikası olduğu yönündeki suçlamaları yeniden gündeme getirdi.
Halil daha önce, uzun süredir yaşadığı Güney Lübnan’ı terk etmezse öldürüleceği yönünde kimliği belirsiz bir İsrail telefon numarasından tehdit aldığını söylemişti.
Halil’in öldürülmesi, İsrail ile gergin ateşkesi uzatmayı amaçlayan Perşembe günü Washington’da yapılacak yeni görüşmelere hazırlanırken, Lübnan siyasetinin önde gelen isimleri tarafından kınandı.
Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Aoun, İsrail’in “gazetecileri kasıtlı ve sürekli olarak hedef almasının”, “uluslararası hukuk ve sözleşmeler uyarınca cezalandırılabilir insanlığa karşı suçlar oluşturmasının yanı sıra, Lübnan’a karşı saldırgan eylemlerinin gerçeğini gizlemeyi amaçladığını” söyledi.
Aoun’un yorumlarını tekrarlayan Başbakan Nawaf Salam, gazetecilerin hedef alınmasının savaş suçlarına denk geldiğini söyledi.
Halil, bu yıl Lübnan’da öldürülen dokuzuncu gazeteciydi. Geçen ay, çifte silahlı saldırıda üç gazeteci öldürülmüştü.
Perşembe günü cinayetle ilgili daha fazla ayrıntı ortaya çıktıkça, Halil’in içinde bulunduğu grubun birkaç saat boyunca sürekli bir saldırıya maruz kaldığı ve İsrail güçlerinin kimliklerinin farkında olduğu anlaşıldı. (The Guardian)
***
Afrika gezisinde, ‘sessiz papa’ kendinden emin bir küresel ses benimsedi
Papa Leo XIV, Ortadoğu’daki savaşı kınayarak ve Başkan Donald Trump’ın eleştirilerine kararlı bir şekilde yanıt vererek önceki imajını geride bıraktı.
Papa Leo XIV, 11 günlük Afrika gezisinden Perşembe günü Vatikan’a döndüğünde, papalık dönemi adeta dönüşüme uğramış gibiydi; ilk yılında ölçülü ve zaman zaman aşırı dikkatli olmasıyla bilinen bir papa, birdenbire kükreme yeteneğini sergiledi.
Bir yıl önce bu hafta vefat eden selefi Papa Francis’e göre daha çekingen ve ihtiyatlı olarak görülen, 1,4 milyar Katoliğin lideri olan Şikago doğumlu Papa, Başkan Donald Trump’ın kendisiyle başlattığı kavgayı tırmandırmakla ilgilenmediğini gösterirken, Beyaz Saray’daki veya ziyaret ettiği sorunlu Afrika ülkelerindeki küresel liderlerle yüzleşmekten de çekinmeyeceğini gösterdi.
Afrika gezisi (Cezayir, Kamerun, Angola ve Ekvator Ginesi) ve İran’daki savaşa karşı giderek artan sesli aktivizmi, Vatikan gözlemcileri tarafından önemli bir dönüm noktası olarak yorumlandı. Francis’in şimdiye kadar yaptığı kadar açık ve güçlü bir şekilde, belki de daha da fazla, konuşan Leo, savaş endüstrisini, siyasi tiranlığı ve yolsuzluğu, yeni sömürgeciliği, eşitsizliği ve doğal kaynakların yıkıcı bir şekilde sömürülmesini kınadı.
Leo daha önce de sert bir şekilde konuşmuştu ve genel olarak, özellikle barış mesajı olmak üzere, görüşlerinin özünde bir değişiklik olmadı. Ancak bazı Vatikan yetkilileri, daha açık konuştuğunu kabul ederken, daha keskin mesajlarını kasıtlı bir değişimden ziyade güncel olaylara bir yanıt ve medyanın yeniden odaklanmasının bir yansıması olarak nitelendiriyorlar.
Vatikan Kültür ve Eğitim Dairesi Müsteşarı Rahip Antonio Spadaro, “Algılanan üslup değişikliği, İran’daki bombalamalar, Afrika gezisi, doğrudan çatışma gibi olayların tırmanmasından kaynaklanıyor ve bu da [onun] sözlerinin daha açık hale gelmesini zorunlu kıldı” dedi. “Ancak vizyon zaten oradaydı, yüzeyin hemen altında.” (The Washington Post)
***
İki trenin kafa kafaya çarpışması sonucu 18 kişi yaralandı, 5’inin durumu kritik
Yetkililer, her iki trende de 38 yolcu bulunduğunu açıkladı.
23 Nisan Perşembe sabahı Danimarka’nın Hillerød kasabası yakınlarında iki tren kafa kafaya çarpıştı ve yetkililerin açıklamasına göre beş kişi ağır yaralandı. Toplamda yaralananların sayısı 18 kişi olarak bildirildi.
Yaralılar olay yerinden ambulanslar ve helikopterlerle hastaneye kaldırıldı.
Yerel belediye başkanı kazadan duyduğu şoku dile getirerek, kazanın işe gidip gelenler ve okul çocukları tarafından kullanılan bir hatta meydana geldiğini söyledi. (People)
***
Ukrayna ordusu, işgal altındaki Donetsk’te bir komuta merkezine düzenlenen insansız hava aracı saldırısında 12 Rus FSB subayının öldüğünü açıkladı
Ukrayna İnsansız Sistemler Kuvvetleri komutanı Robert “Madyar” Brovdi, Telegram üzerinden yaptığı açıklamada, Ukrayna insansız hava araçlarının 22 Nisan’da işgal altındaki Donetsk’te bulunan Rusya Federal Güvenlik Servisi’ne (FSB) ait bir komuta merkezine düzenlediği saldırıda 12 subayın öldüğünü ve 15’inin yaralandığını söyledi.
22 Nisan yerel saatiyle sabah 8 civarında Donetsk’te bir dizi patlama meydana geldi ve sosyal medyada Ukrayna insansız hava araçlarının çok katlı, tamamlanmamış bir binayı vurduğunu gösteren videolar dolaşmaya başladı.
Brovdi, Ukrayna kuvvetlerinin, Ukrayna savunma şirketi Fire Point tarafından üretilen ve 60 ila 100 kilogram yük taşıma kapasitesine sahip orta menzilli saldırılar için tasarlanmış FP-2 insansız hava araçlarını kullandığını belirtti.
Açıklamada, “Hedefe sekiz hassas vuruş” gerçekleştiren operasyonda, insansız hava araçları kuvvetlerinin Ukrayna Ulusal Muhafızları 1. Kolordusu “Azov” savaşçılarıyla birlikte çalıştığı belirtildi.
Brovdi’ye göre, vurulan komuta merkezi sabotaj operasyonlarından, istihbarat ağlarının kurulmasından, eleman temininden, terör saldırıları ve kundaklamalardan ve Rus vekil güçlerinin koordinasyonundan sorumluydu.
Kiev, işgal altındaki topraklardaki Rus askeri altyapısını ve Moskova’nın savaş çabalarını destekleyen petrol ve sanayi tesislerini rutin olarak hedef alıyor.
Ukraynalı yetkililer, bu tür saldırıların Rus lojistiğini aksatmayı, hava savunmasını zayıflatmayı ve Rus birliklerine sağlanan malzemeleri azaltmayı amaçladığını söylüyor. (The Kyiv Independent)
***
İsrail Saldırılarında Ölen 76 Suriyelinin Cenazesi Lübnan Sınırından Ülkeye Getirildi
Suriye Sınır Kapıları ve Gümrük Genel İdaresi, Mart ayından bu yana Lübnan’da İsrail saldırıları sonucu hayatını kaybeden 76 Suriye vatandaşının cenazesinin sınırdan geçiş yaptığını duyurdu.
Suriye Sınır Kapıları ve Gümrük Genel İdaresi Halkla İlişkiler Müdürü Mazen Alluş, Lübnan‘da ikamet eden ve İsrail‘in bu ülkeye yönelik saldırılarında yaşamını yitiren Suriye vatandaşlarına ilişkin güncel verileri paylaştı.
Alluş, SANA haber ajansına yaptığı açıklamada, geçtiğimiz Mart ayından bu yana Lübnan-Suriye sınırı üzerinden toplam 180 cenazenin ülkeye giriş yaptığını belirtti.
Müdür Alluş, söz konusu 180 cenazeden 76’sının doğrudan İsrail’in Lübnan’a yönelik bombardımanları sonucu hayatını kaybeden Suriyelilere ait olduğunu kaydetti. Cenazelerin geçiş noktalarına dair detayları paylaşan Alluş, 37 cenazenin Cedidet Yabus, 39 cenazenin ise Cusiye sınır kapısından getirildiğini bildirdi.
Lübnan’daki toplam can kaybı artıyor
Lübnan resmi haber ajansının dün yayımladığı verilere göre, İsrail’in geçtiğimiz Mart ayının başından bu yana Lübnan’a düzenlediği saldırılarda bilanço ağırlaşıyor. Son verilere göre saldırılarda toplam 2 bin 454 kişi hayatını kaybederken, 7 bin 658 kişi de yaralandı. (SANA)
***
İran Şahı’nın oğluna Berlin’de domates soslu saldırı
İran’ın devrik lideri Şah Muhammed Rıza Pehlevi’nin ABD’de yaşayan oğlu Rıza Pehlevi’ye, Berlin’de düzenlenen basın toplantısı çıkışında domates sosu benzeri kırmızı bir sıvıyla saldırı düzenlendi. Eylemci gözaltında.
İran’ın devrik lideri Şah Muhammed Rıza Pehlevi’nin ABD’de yaşayan oğlu, İranlı muhalif siyasetçi Rıza Pehlevi, temaslarda bulunmak üzere geldiği Berlin’de saldırıya uğradı.
Pehlevi, Federal Basın Konferansı binasındaki basın toplantısından ayrıldığı sırada bir kişi tarafından domates sosu benzeri kırmızı bir sıvıyla hedef alındı. Sıvı, 65 yaşındaki Pehlevi’nin omuzuna ve boynuna isabet etti. Olayın ardından eylemci, polis tarafından gözaltına alındı.
Pehlevi, eylem öncesinde düzenlediği basın toplantısında Avrupa’nın İran politikasında daha kararlı bir tutum benimsemesi gerektiğini söyledi. Özellikle Almanya’yı “yıllardır süren etkisiz yatıştırma politikası” nedeniyle eleştirdi.
Avrupa’nın İran’daki dönüşüm sürecinde “çok önemli bir rolü olduğunu ancak bunu kendi eliyle zayıflattığını” ifade eden Pehlevi, Avrupa’ya İran’daki mevcut rejimi meşrulaştıracak hiçbir adım atmama uyarısında bulundu. Ayrıca İran’daki güvenlik güçlerine, halkın yanında yer alma çağrısını tekrarladı.
ABD’de sürgünde yaşayan Şah’ın oğlu, İran’da olası bir geçiş sürecinde liderlik rolü üstlenmek istiyor. Ancak konumu, İran muhalefeti içinde yoğun biçimde tartışmalı. Monarşi yanlısı gruplar, Şah’ın son oğlunu muhalefetin siyasi lideri olarak desteklerken, diğer muhalif kesimler, monarşiye dönüşü ya da eski hanedandan bir ismin liderliğini kesin biçimde reddediyor. Eleştirmenler, Pehlevi’nin demokratik meşruiyete sahip olmadığını savunuyor.
Hem destek hem tepki
Pehlevi’nin Almanya başkentine ziyareti, hem destek hem de protesto gösterilerine sahne oldu. Öğle saatlerinden itibaren parlamento çevresinde yüzlerce kişi, İran’da rejim değişikliği talebiyle toplandı. Göstericiler arasında 1979’da devrilen monarşinin “Aslan ve güneş” sembollü bayraklarını taşıyanlar dikkat çekti. Aynı bölgede Pehlevi karşıtı gruplar da protesto düzenledi.
Pehlevi’nin Almanya ziyareti kapsamında hükümet üyeleriyle resmi bir görüşme planlanmadı. Ancak kendisi, hükümetteki CDU’nun önde gelen isimlerinden Armin Laschet başta olmak üzere bazı milletvekilleriyle bir araya geldi.
Almanya’daki siyasi çevrelerde Pehlevi’ye yönelik tutum farklılık gösteriyor. Bazı siyasetçiler, Pehlevi’nin babasının otoriter yönetimine ve kendisinin İsrail’e verdiği desteğe işaret ederek mesafeli duruyor. (DW)
***
Lavrov: Nazilerin SSCB halkına karşı suçlarının ‘soykırım’ olarak tanınması için çalışacağız
Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Rusya’nın, Nazi Almanyası’nın Sovyetler Birliği vatandaşlarına yönelik suçlarının dünya kamuoyu nezdinde ‘soykırım’ olarak tanınmasını sağlayacağını belirtti.
Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Naziler ve işbirlikçilerinin Sovyetler Birliği vatandaşlarına karşı işlediği suçların uluslararası toplum tarafından resmen ‘soykırım’ olarak tanınması için Rus diplomasisinin kararlı bir şekilde çaba göstereceğini söyledi.
Lavrov, Rusya Dışişleri Bakanlığına bağlı Moskova Devlet Uluslararası İlişkiler Enstitüsü’nün (MGIMO) Gözlem ve Mütevelli Heyetlerinin yıllık ortak toplantısında yaptığı konuşmada, Rusya’nın ilk kez 19 Nisan Pazar günü ‘Sovyet Halkına Yönelik Soykırım Kurbanlarını Anma Günü’nü gerçekleştirdiğini anımsattı.
Lavrov, “Özellikle Avrupa’da Nazizmin her gün yeniden başını kaldırdığını görüyoruz” diyerek, bu durumun tarihi gerçekleri savunmanın önemini bir kez daha ortaya koyduğunu ekledi. (Sputnik)
***
Afgan hackerlar tarafından saldırıya uğrayan Hint medya devi; ülkenin siber güvenliği hakkında sorular gündeme geldi
Önde gelen Hint medya ağı OneIndia, kendisini “Gerçek Müslüman Afganlar” olarak adlandıran bir grup tarafından hacklendi ve siyasi bir mesaj yayınladı. Bu saldırı, Hindistan’ın siber güvenliği ve bölgesel siber riskler konusunda endişelere yol açtı.
Hindistan’ın dijital güvenlik ortamında şok dalgaları yaratan utanç verici bir saldırıda, önde gelen medya ağı OneIndia, kendilerini “Gerçek Müslüman Afganlar” olarak tanımlayan bir grup tarafından başarıyla ele geçirildi.
Hackerlar, 30 milyondan fazla takipçiye sahip olan ağın dijital platformlarına sızarak meydan okuyucu bir siyasi mesaj yayınladı.
Olay, bölgesel gözlemciler tarafından sadece teknik bir ihlal olarak değil, hesaplanmış bir jeopolitik saldırı olarak değerlendiriliyor.
Kuzey İttifakı ve diğer direniş gruplarıyla bağlantılı oldukları düşünülen bilgisayar korsanları, ele geçirdikleri yayın kanallarını kullanarak mevcut Geçici Afgan Hükümeti’ni (IAG) ve Taliban’ın (TTA) değişen politikalarını alenen kınadılar.
Grup, ele geçirdikleri platformu kullanarak Afgan bayrağını sergiledi ve böylece Kabil’deki mevcut rejimi reddettiklerini sembolize etti.
Bilgisayar korsanları, Taliban ile Hindistan yönetimi arasındaki artan yakınlaşmayı şiddetle kınadılar.
Bu eylem, direnişten gelen doğrudan bir mesaj niteliğinde olup, Afgan halkının birçok kesiminin Taliban’ın Yeni Delhi ile fırsatçı diplomatik girişimlerini onaylamadığını gösteriyor.
Bu ihlal, Taliban’ın Hindistan ile son dönemdeki ilişkilerini ulusal egemenliklerine ihanet ve uzun süredir devam eden ideolojik pozisyonlarının tersine çevrilmesi olarak gören Afgan vatanseverleri arasında derinlere kök salmış bir kızgınlığı vurguluyor.
Hindistan’ın önde gelen bir medya kuruluşunun bu şekilde ihlal edilmesi, Hindistan’ın ulusal siber güvenlik aygıtının güvenilirliği konusunda endişe verici soruları gündeme getiriyor.
Güvenlik uzmanları, devlet onaylı kanalların dışında faaliyet gösteren bir grubun, önde gelen bir Hindistan medya kuruluşunun güvenlik duvarlarını ve koruma önlemlerini bu kadar kolay nasıl aşabildiğini sorguluyor.
Olay, bölgesel güvenlik çevrelerinde daha geniş bir tartışmayı tetikledi: Eğer Hindistan devleti, parçalanmış ve mücadele halindeki Afganistan’dan gelen devlet dışı aktörlere karşı dijital ve medya altyapısını güvence altına alamıyorsa, Pakistan veya Çin gibi yerleşik bölgesel güçlerden gelen koordineli bir siber saldırıya nasıl dayanabilir?
OneIndia ağı, yaşanan olumsuz sonuçları kontrol altına almaya ve zedelenen güvenilirliğini onarmaya çalışırken, bu olay dijital alandaki artan risklerin ve bölgesel siyasi direnişin modern siber savaşla giderek daha fazla kesişmesinin güçlü bir hatırlatıcısı olmaya devam ediyor. (PakistanToday)
***
İsrailli askerler Lübnan’da yaygın yağmalama olaylarına tanıklık ediyor: ‘Komutanlar biliyor ve hiçbir şey yapmıyor’
Yağmalama, kısmen güney Lübnan’dan çıkış noktalarındaki bazı İsrail askeri polis kontrol noktalarının kaldırılması, diğerlerinin ise hiç kurulmaması nedeniyle genişledi. IDF askerleri, ‘ceza olmadığı zaman mesaj açık’ diyor.
Haaretz’e ülke içinde konuşlanmış IDF askerleri ve komutanlarının verdiği ifadelere göre, İsrail askerleri güney Lübnan’daki evlerden ve iş yerlerinden önemli miktarda sivil malı yağmalıyor. (Haaretz)
Hazırlayan: Emre SOLAK (Ajans Cyprus – Ankara)


