Ana SayfaKıbrısTürkiye ve Dünya’nın Nabzı: Son 24 Saatte Neler Oldu? (13 Nisan 2026)

Türkiye ve Dünya’nın Nabzı: Son 24 Saatte Neler Oldu? (13 Nisan 2026)


Türkiye’de siyaset, yargı ve güvenlik başlıklarıyla hareketli bir gün yaşanırken; savunma sanayiinden uluslararası diplomasiye kadar uzanan geniş bir yelpazede dikkat çeken gelişmeler öne çıktı. Tutuklamalar, operasyonlar, teknoloji atılımları ve küresel gerilimler… Son 24 saat içinde hem Türkiye’de hem dünyada gündemi belirleyen başlıkları sizin için derledik.

Tutuklanan CHP Ankara İl Başkanı Ümit Erkol’un ifadesi ortaya çıktı

İzmir’de İZBETON’da ‘usulsüzlük’ iddialarına yönelik operasyonda tutuklanan CHP Ankara İl Başkanı Ümit Erkol, hakkındaki zimmet ve dolandırıcılık iddialarını reddederek, tahliyesini talep etti. Erkol’un ifadesi ortaya çıktı.

İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen İZBETON soruşturmasında, Gaziemir ilçesinde S.S. İş İnsanları Gaziemir Yapı Kooperatifi aracı kılınarak menfaat temin edildiği iddiaları incelendi.  ‘Zimmet, nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik ve denetim görevinin ihmali’ suçlamalarıyla düzenlenen operasyonda gözaltına alınan CHP Ankara İl Başkanı Ümit Erkol ve beraberindeki 8 şüpheli, emniyetteki işlemlerinin ardından sevk edildikleri adliyede çıkarıldıkları mahkemece tutuklandı.

Soruşturma kapsamında tutuklanan Erkol mahkeme beyanlarında, hiçbir resmi evraka imza atmadığını ve sahtecilik yapmasının mümkün olmadığını söyledi. (Cumhuriyet)

ASELSAN’ın yeni nesil sistemi KARAT 110 kilometreden hedefi gördü

ASELSAN tarafından geliştirilen KARAT Kızılötesi Arama ve Takip Sistemi (IRST), uçuş testlerinde sergilediği performansla öne çıktı. Gerçekleştirilen testler sırasında sistem, 110 kilometre mesafedeki bir yolcu uçağını başarıyla tespit etti. Bu sonuç, Türkiye’nin pasif sensör teknolojilerinde ulaştığı seviyeyi bir kez daha gözler önüne serdi.

KARAT IRST sistemi, herhangi bir radar sinyali yaymadan hedefleri kızılötesi izler üzerinden tespit edebiliyor. Bu özelliği sayesinde özellikle elektronik harp ortamlarında ve gizlilik gerektiren operasyonlarda büyük avantaj sağlıyor. Uzmanlar, bu tür sistemlerin modern hava muharebesinde “görünmeden görme” kabiliyetini güçlendirdiğini vurgularken, Türkiye’nin yerli ve milli savunma teknolojilerinde kritik bir eşiği daha aştığını belirtiyor. Son test başarısı, Türk savunma sanayiinin sadece bölgesel değil küresel ölçekte rekabet gücünü artıran önemli bir adım olarak değerlendiriliyor. (Yeni Şafak)

Laiklik savunucularının ifade işlemleri sürüyor: “Eşit ve özgür bir yaşam için laiklik”

“Laikliği Birlikte Savunuyoruz” metnine imza atan aydınlar, açılan soruşturma kapsamında savcılıkta ifade vermeye devam ediyor. Berkant Gültekin, İbrahim Varlı ve Hülya Gülbahar bugün ifade veren isimler oldu.

“Laikliği Birlikte Savunuyoruz” açıklamasının imzacıları İstanbul’da ifade vermeye devam ediyor. 17 Şubat’ta kamuoyuyla paylaşılan 168 imzalı açıklamanın, “ramazan genelgesine yönelik olduğunu” savunan Milli Eğitim Bakanlığı’nın suç duyurusu sonrasında açıklamayı imzalayan isimlere yönelik soruşturma başlatılmıştı. Ankara’da başlatılan soruşturma kapsamında, ilk olarak Ankara’da ikamet eden imzacılar ifade verirken, daha sonra da İstanbul’da ikamet eden imzacılar ifadeye çağrıldı.

“Laikliği Birlikte Savunuyoruz” metnini imzalayan isimler, verdikleri ifadelerde laikliğin Anayasa’da yer alan bir ilke olduğunu, halkı kin ve düşmanlığa tahrik etmediğini, tam tersine inanç temelli ayrımların kin ve düşmanlığa dönüşmesini engelleyecek bir işleve sahip olduğunu belirtti.

İstanbul’daki ifade işlemleri önümüzdeki günlerde devam edecek.

NE OLMUŞTU?

Laikliğe yönelen tehditlere karşı, aralarında Korkut Boratav, Taner Timur, Cem Eroğul, Alaeddin Şenel, Oğuzhan Müftüoğlu, Hayri Kozanoğlu, İlhan Cihaner, Müjde Ar, Ayşe Kulin, Ahmet Telli, Melike Demirağ, Rutkay Aziz, İlkay Akkaya, Şükrü Erbaş, Onur Akın, Şenal Sarıhan, Emin Koramaz, Canan Güllü, Ahmet Karagöz ve Timur Soykan gibi isimlerin bulunduğu 168 yazar, sanatçı, akademisyen, gazeteci ve meslek odası temsilcisi, “Laikliği Birlikte Savunuyoruz” başlıklı bir metin kaleme almıştı.

Metinde, son dönemde laikliğe dönük saldırılara tepki gösterilerek, “Laikliği savunmak suç değildir. Laikliği birlikte savunuyoruz, şeriatçı dayatmaları reddediyoruz!” vurgusu yapılmıştı. İlk imzacıların imzasıyla 17 Şubat’ta yayımlanan metne, daha sonra internet üzerinden on binlerce yurttaş imza attı. (BirGün)

Gözler o listede! İstanbul’da yarın milyonları etkileyecek kesinti: BEDAŞ saat vererek uyardı!

İstanbul’un Avrupa yakasında yaşayan vatandaşlar için BEDAŞ’tan kritik bir uyarı geldi. 14 Nisan Perşembe günü şebeke bakım ve onarım çalışmaları kapsamında birçok ilçede planlı elektrik kesintileri uygulanacağı duyuruldu. (Akit)

İngiliz basını geri adım attı! Skandal haber apar topar kaldırıldı

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi’nin girişimiyle, İngiliz basınında yer alan Türkiye karşıtı asılsız iddialar geri çekildi. Uluslararası kamuoyunda yankı uyandıran gelişmede, ilgili gazete haberi kaldırırken editör de özür açıklaması yaptı.

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi (DMM), Türkiye’ye yönelik uluslararası bir dezenformasyon girişimini daha bertaraf etti. Yapılan açıklamaya göre, İngiltere merkezli gazete The Telegraph, Türkiye’nin bölgesel politikalarına ilişkin asılsız iddialar içeren haberini tüm platformlarından kaldırdı.

DMM’den yapılan bilgilendirmede, söz konusu haberde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, “İran veya Lübnan’a yönelik olası bir saldırıyı Türkiye’ye yapılmış sayacağı” ve “İsrail’in Türkiye tarafından işgal edileceği” yönünde ifadeler kullandığı iddialarının yer aldığı hatırlatıldı. Açıklamada, bu söylemlerin gerçeği yansıtmadığı ve İsrail yanlısı bazı sosyal medya hesapları tarafından dolaşıma sokularak uluslararası medyaya taşındığı belirtildi. (Türkiye)

Hukukçular Derneği’nden İsrail’e sert tepki: ‘Hiçbir meşruiyeti yoktur’

Hukukçular Derneği, İsrail Parlamentosu’nun kabul ettiği idam cezası yasasına sert tepki gösterdi. Beyazıt Meydanı’nda düzenlenen basın açıklamasında dernek üyeleri, yasanın fiilen Filistinlileri hedef aldığını ve ayrımcı bir nitelik taşıdığını vurguladı. ‘Yok hükmünde’ olduğunu belirtiler.

İsrail Parlamentosu tarafından kabul edilen idam yasasına Hukukçular Derneği tepki gösterdi. Beyazıt Meydanı’nda basın açıklaması gerçekleştiren Hukukçular Derneği Başkanı Av. Mehmet Melih Gülseren, “Yasa metninden anlaşıldığı üzere, söz konusu düzenleme fiilen Filistinlilere uygulanmak üzere kurgulanmıştır. Buna karşılık, Filistinlileri öldüren veya onlara zarar veren İsrail vatandaşları veya yerleşimciler farklı bir hukuk rejimine tabi tutulmakta ve sivil mahkemelerde yargılanmaktadır. Nitekim uygulamada bu kişilerin çoğu zaman cezasız kaldığı da bilinmektedir. Bu durum, Filistinliler ile İsrailliler arasında açık bir ayrımcılık yaratarak aynı eylemler bakımından farklı hukuk sistemlerinin işletilmesine yol açmakta ve düzenlemenin belirli bir kesimi hedef aldığını açıkça ortaya koymaktadır” dedi.

İsrail Meclisi’nde onaylanan ‘idam cezası’ yasasıyla ilgili Hukukçular Derneği İstanbul üyeleri Beyazıt Meydanı’nda toplanarak tepki gösterdi. Hukukçular Derneği Başkanı Av. Mehmet Melih Gülseren yaptığı açıklamada İsrail’in işgalci konumunda olduğu hatırlatarak, bu düzenlemenin tüm hukuk düzenlerinde ‘yok hükmünde’ olduğu vurgulandı. (Yeniçağ)

Artık otomobiller için de aidat ödenecek

Otomotiv sektöründe bazı markalar, araçlara eklenen yeni özelliklerin kullanılabilmesi için abonelik sistemine geçti. Araç sahipleri, belirli donanım ve güncel özelliklere erişmek için artık aylık ödeme yapacak.

Teknoloji devleri ve otomobil üreticileri, araç içi özellikleri aylık abonelik paketlerine dahil ederek yeni bir gelir modeli oluşturuyor. Koltuk ısıtma, uzaktan çalıştırma ve hatta otonom sürüş gibi birçok özellik artık tek seferlik satın alma yerine “aylık ödeme” sistemiyle sunuluyor. Otomotiv sektöründe mülkiyet anlayışı köklü bir değişimden geçiyor. Bir kez satın alınıp kalıcı olarak kullanılan donanımların yerini, “kullandığın kadar öde” mantığına dayanan abonelik sistemleri alıyor. Tesla ile başlayan bu trend, Rivian, Lucid, Ford ve GM gibi büyük üreticilerin de katılımıyla hızla yayılıyor.

Sektörün öncülerinden Tesla, gelir modelini yazılım ve abonelik odaklı hale getirmeyi düşünüyor. Şirketin, Tam Otonom Sürüş (FSD) paketinde 15 bin dolarlık tek seferlik satın alma seçeneğini kaldırarak kullanıcıları aylık 99 dolarlık aboneliğe yönlendirdiği belirtildi.

Ayrıca Tesla’nın bazı yazılım güncellemeleriyle standart sürüş destek özelliklerini abonelik paketlerine dahil ettiği, bunun da kullanıcıların tepkisine yol açtığı belirtilmekte.

Sektör temsilcileri bu modeli “konfor ve esneklik” olarak tanımlarken, tüketiciler ek ücretlendirmelerden memnun değil. JD Power verilerine göre birçok araç sahibi, yüksek bedellerle satın aldıkları araçlarda temel özellikler için dahi sürekli ek ödeme yapmak zorunda kaldıklarını düşünüyor.

Özellikle uzaktan çalıştırma gibi daha önce standart olarak sunulan özelliklerin mobil uygulamalar üzerinden ücretli hale getirilmesi, kullanıcılar tarafından “ekstra maliyet dayatması” olarak eleştiriliyor. (Korkusuz)

Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan Özgür Özel’in sözlerine yanıt: Partisindeki yolsuzluk skandallarıyla meşgul olsun

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in açıklamalarına ilişkin, “CHP Genel Başkanı, gerçekten millete ve kadınlara bir faydası dokunsun istiyorsa, bakanlık isimleriyle uğraşmaktan vazgeçsin. Bunun yerine partisini bir kanser hücresi misali saran yolsuzluk, rüşvet, irtikap, taciz skandallarıyla meşgul olsun.” ifadesini kullandı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, NSosyal hesabından yaptığı açıklamada şunları kaydetti:

“CHP Genel Başkanı, gerçekten millete ve kadınlara bir faydası dokunsun istiyorsa, bakanlık isimleriyle uğraşmaktan vazgeçsin. Bunun yerine partisini bir kanser hücresi misali saran yolsuzluk, rüşvet, irtikap, taciz skandallarıyla meşgul olsun. İlla bir yapı kurmak istiyorsa, tabii yeterli kadro bulabilirse acilen partisi bünyesinde ‘yolsuzluklardan arınma başkanlığı’ kursun. Böylece hem selefi Kılıçdaroğlu’nun arınma tavsiyesine uymuş hem de vatandaşa bir hizmet etmiş olur. Ama ne yazık ki bu ülkenin ana muhalefet partisi çıkar amaçlı kurulan suç örgütlerinin güdümünden bir türlü çıkamıyor, bir türlü kurtulamıyor. Doğrusunu söylemek gerekirse ‘Gazi Mustafa Kemal’in kurduğu partiyiz’ diye övünen CHP’nin mevcut yönetim altında düşürüldüğü bu perperişan hallerden biz ülkemiz siyaseti adına üzüntü duyuyoruz. Türk demokrasisinin inşallah önümüzdeki dönemde hak ettiği olgunlukta, kalitede ve vizyonda bir ana muhalefete kavuşacağına inanıyoruz.”

ÖZGÜR ÖZEL NE DEMİŞTİ?

Özgür Özel, iktidara gelmeleri durumunda Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın adını ‘Kadın ve Cinsiyet Eşitliği Bakanlığı’ olarak değiştireceklerini açıklamıştı. Özel, sosyal politikaların ise ayrı bir bakanlık çatısı altında ele alınacağını belirtmişti. (Milliyet)

Uyuşturucu operasyonunda ünlülerin de olduğu 8 kişi tutuklandı

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen uyuşturucu ve fuhuş soruşturması kapsamında aralarında birçok ünlü ismin de olduğu 19 şüpheliden 8 kişi tutuklanarak cezaevine gönderildi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen uyuşturucu ve fuhuş soruşturması kapsamında İstanbul’da 17, il dışında 1 ve yurt dışında 6 şüphelinin yakalanmasına yönelik operasyon düzenlenmişti.

Operasyonda Samet Demirok, Özlem Parlu, Oğuz Sarıpınar, Elif Karaarslan, Ali Yaşar Koz, Cansel Ayanoğlu, Aleyna Bozok, Büşranur Çakır, Özgür Gökçe, Fikret Aydoğdu, Lena Ahsen Alkan, İrem Şişman, Mustafa Eyüp Çelik, Mustafa Aksakallı, Cem Mirap, Gizem Melisa Alagöz ve Deniz Metin Yüksel gözaltına alınmıştı. Emniyetteki işlemleri tamamlanan aralarında birçok ünlü ismin de olduğu 19 şüpheli sabah saatlerinde sağlık kontrolü için Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne götürülmüş, burada tamamlanan işlemlerin ardından şüpheliler adliyeye sevk edilmişti.

Adliyeye sevk edilen 19 şüpheliden 8’i tutuklanarak cezaevine gönderilirken, 3 şüpheli ise adli kontrol tedbiriyle serbest bırakıldı. Konuya ilişkin yürütülen soruşturma sürüyor.(Karar)

56 ilde DEAŞ operasyonu: 525 gözaltı

İçişleri Bakanlığı, 56 ilde DEAŞ terör örgütüne yönelik gerçekleştirilen operasyonlarda toplam 525 şüphelinin gözaltına alındığını duyurdu.

Emniyet Genel Müdürlüğü Terörle Mücadele Daire Başkanlığı, İstihbarat Başkanlığı, MİT ve Cumhuriyet Başsavcılıklarının koordinasyonunda, il emniyet müdürlüklerine bağlı TEM şube ekipleri tarafından DEAŞ terör örgütüne yönelik 56 ilde operasyon gerçekleştirildi.

Adana, Adıyaman, Ağrı, Afyonkarahisar, Amasya, Ankara, Antalya, Ardahan, Balıkesir, Batman, Bingöl, Bitlis, Bolu, Burdur, Bursa, Çanakkale, Çankırı, Çorum, Diyarbakır, Düzce, Elazığ, Erzincan, Erzurum, Eskişehir, Gaziantep, Hatay, İstanbul, İzmir, Karaman, Kastamonu, Kayseri, Kırıkkale, Kırşehir, Kilis, Kocaeli, Konya, Kütahya, Malatya, Manisa, Mardin, Mersin, Muğla, Nevşehir, Niğde, Osmaniye, Ordu, Sakarya, Samsun, Sivas, Şanlıurfa, Şırnak, Tekirdağ, Trabzon, Van, Yalova ve Yozgat’ta gerçekleştirilen operasyonlarda haklarında aranma kaydı bulunan şahısların da aralarında yer aldığı 525 şüpheli yakalandı.

Şüphelilerin; geçmiş dönemlerde DEAŞ terör örgütü içerisinde faaliyet yürüttükleri, örgüte finansal destek sağladıkları ve irtibatlı Yabancı Terörist Savaşçı (YTS) oldukları tespit edildi. Yakalanan şüphelilerden 88’i YTS kapsamında sınır dışı edilmek üzere geri gönderme merkezlerine teslim edildi. Operasyonlar sonucunda çok sayıda silah, mühimmat, finansal varlık ile örgütsel doküman ve dijital materyal ele geçirildi. (Aydınlık)

 

Dünya’dan kısa kısa…

ABD, İslamabad görüşmelerinde İran’a 20 yıllık uranyum zenginleştirme yasağı teklif etti: kaynaklar

ABD merkezli Axios haber sitesi, Amerikalı bir yetkili ve bilgi sahibi bir kaynağa dayanarak, ABD’nin hafta sonu İslamabad’da yapılan görüşmelerde İran’a 20 yıllık uranyum zenginleştirme yasağı teklif ettiğini bildirdi. Haberde, İran heyetinin bu teklife daha kısa, “tek haneli” bir süreyle karşılık verdiği belirtiliyor.

Axios, kaynaklardan birine atıfta bulunarak, “ABD, her türlü diğer kısıtlamalarla birlikte en az 20 yıl önerdi” diye bildiriyor. Yayın organı ayrıca, “ABD ayrıca İran’dan ülkedeki tüm yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyumu kaldırmasını istedi. İranlılar ise bunun yerine ‘gözetimli bir şekilde seyreltme işlemine’ razı olacaklarını söylediler” diye ekliyor. (Dawn)

Pakistan, ABD-İran ateşkesinde diplomasiyi ön plana çıkardı ve arabuluculuk çabalarına devam edeceğini belirtti.

Başbakan Şehbaz Şerif, İslamabad’da yapılan uzun görüşmelerin ardından ABD-İran ateşkesinde Pakistan’ın arabuluculuğunun etkili olduğunu söyledi. Nihai bir anlaşmaya varılmamış olmasına rağmen ateşkesin devam etmesi nedeniyle Pakistan’ın diplomatik çabalara devam edeceğini ifade etti.

Başbakan Şehbaz Şerif Pazartesi günü ABD ve İran arasındaki müzakerelerde kaydedilen ilerlemeden duyduğu memnuniyeti dile getirerek, Pakistan’ın diplomasi yoluyla çatışmanın çözümünde aktif rol oynamaya devam edeceğini söyledi.

Federal kabine toplantısında konuşan Başbakan, Pakistan liderliğinin barışa yönelik “tam katkılarda” bulunduğunu belirterek, iki tarafın on yıllarca süren düşmanlıktan sonra müzakere masasına oturduğunu vurguladı.

“Samimi çabalarımız ABD ve İran arasında ateşkesle sonuçlandı,” diyen Şerif, kapsamlı bir anlaşmaya varılmasında devam eden zorluklara rağmen ateşkesin yürürlükte kaldığını sözlerine ekledi.

Şehbaz Şerif, Dışişleri Bakanı İshak Dar ve Genelkurmay Başkanı Orgeneral Asim Munir’i diyaloğu kolaylaştırmadaki rolleri nedeniyle övdü ve müzakerelerin zaman zaman çökme noktasına geldiğini belirtti. “Pakistan’ın iki ülke arasında arabuluculuk rolü oynaması milletimiz için bir gurur kaynağıdır,” diyen Şerif, küresel liderlerin İslamabad’ın diplomatik çabalarını takdir ettiğini de sözlerine ekledi.

Başbakan ayrıca kabineye Suudi Arabistan’a yapacağı ziyaret ve dost ülkelerle son dönemdeki temasları hakkında bilgi verdi; görüşmelerin Ortadoğu’daki gelişen durum ve ABD-İran görüşmelerinin ilerlemesi üzerine odaklanması bekleniyor.

Bu açıklamalar, Washington ve Tahran arasında İslamabad’da resmi bir anlaşmaya varılamadan sona eren uzun müzakerelerin ardından geldi; ancak her iki taraf da görüşmelere devam etme isteğini dile getirdi. Yaklaşık 24 saat süren görüşmeler, dolaylı temaslardan nadir yüz yüze görüşmelere kadar uzandı ve hem anlaşmazlığın karmaşıklığını hem de gerilimin azaltılmasının aciliyetini yansıttı.

Pakistan için görüşmelere ev sahipliği yapmak hem diplomatik bir risk hem de küresel sahnedeki rolünü yeniden ortaya koyma fırsatı anlamına geliyordu. Görüşmelerin ardından yaptığı açıklamada İshak Dar, ateşkesi kabul ettikleri ve diyaloğa katıldıkları için her iki tarafa da teşekkür etti.

İslamabad görüşmeleri, ağır kayıplara ve artan küresel ekonomik endişelere yol açan haftalar süren yoğun çatışmanın ardından gerçekleşti. Bir atılım olmamasına rağmen, diyalog ABD ve İran arasında nadir görülen doğrudan bir temas anını işaret etti ve gelecekteki müzakereler için kapıyı açık bıraktı. Pakistan, ateşkesi sürdürmek ve her iki tarafı da kalıcı bir siyasi çözüme doğru itmek için diplomatik çabalarına devam edeceğine söz verdi. (PakistanToday)

ABD Hürmüz Boğazı’nda İran’a abluka başlattı

ABD ordusunun, Başkan Donald Trump tarafından duyurulan İran limanlarına yönelik kısmi ablukası uygulanmaya başlandı. Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO) ise ablukayı “uluslararası hukuka aykırı” olarak nitelendirdi.

ABD Başkanı Donald Trump, sosyal medya hesabından yayınladığı mesaj ile ABD ordusunun Hürmüz Boğazı’ndaki İran limanlarına yönelik, daha önce duyurduğu ablukaya başladığını belirtti. Mesajında, tüm İran hücumbotlarını yok etmekle tehdit eden Trump, “Bu gemilerden biri ablukamıza yaklaşırsa derhal yok edilecek” ifadelerini kullandı.

Trump ayrıca, ordunun “uyuşturucu tacirlerine karşı teknelerde kullandığımız imha sistemini kullanacağını” belirterek Venezuela açıklarındaki uyuşturucu kaçakçılarına yönelik hava saldırılarına göndermede bulundu.

Ortadoğu’dan sorumlu ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) da X hesabından paylaştığı mesajında, “İran limanlarına giden veya buralardan çıkan” tüm gemilerin Hürmüz Boğazı’ndan geçişini yasaklayacağını duyurdu. Petrol tankerleri gibi diğer tüm gemilere ise serbest geçiş hakkı tanınacağını belirten CENTCOM, kısmi ablukanın, Basra Körfezi ve Umman Körfezi’ndeki tüm İran limanlarını kapsadığını bildirdi.

İran askeri yönetimi ise ABD’yi “korsanlık” yapmakla suçladı.

Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO) ise, söz konusu ablukayı yasa dışı olarak nitelendirdi. Birleşmiş Milletler’e (BM) bağlı özel örgütün Genel Sekreteri Arsenio Dominguez, Pazartesi günü Londra’da düzenlediği basın toplantısında, “Uluslararası hukuka göre hiçbir ülke, uluslararası boğazlardan uluslararası transit için zararsız geçiş hakkını veya seyrüsefer özgürlüğünü yasaklama hakkına sahip değildir” dedi.

ABD’nin rakibi ve İran petrolünün en önemli alıcılarından Çin, planı eleştirerek stratejik öneme sahip Boğaz’dan “engelsiz” geçiş talep etti. Donald Trump’a göre, İran’ın Pakistan’da yapılan müzakerelere katılmasında Çin’in katkısı olmuştu.

Hürmüz Boğazı’nın açılması, şu anda geçerli olan iki haftalık ateşkesin koşullarından biriydi. (DW)

Trump’ın kendisini İsa olarak tasvir ettiği düşünülen paylaşımı, tepkiler üzerine kaldırıldı

Paylaşım silinmeden önce, Evanjelik ve Katolik müttefikleri, büyük ölçüde Trump’ı destekleyen tabanından nadir bir kamuoyu ayrılığıyla, görüntüyü küfür olarak nitelendirdi.

Başkan Donald Trump’ın kendisini İsa olarak tasvir ettiği düşünülen bir görüntüyü paylaşması, dindar sağdan nadir görülen eleştirilere yol açtı ve küfür iddialarına ve paylaşımın silinmesinden önce kaldırılması çağrılarına neden oldu.

Pazar gecesi Florida’dan Washington’a dönerken Papa Leo XIV’e karşı sert bir yazı yayınladıktan kısa bir süre sonra Trump, uzun beyaz bir cübbe ve omuzlarına dolanmış kırmızı bir pelerinle kendisini tasvir eden, yapay zeka tarafından resim tarzında oluşturulmuş gibi görünen bir görüntü paylaştı. Bir elinde ışık saçan bir küre vardı; Trump’ın diğer eli, hastane yatağına benzeyen bir yerde yatan bir adamın alnında duruyordu – adamın başından ışık saçılıyordu ve Trump onun iyileşmesi için dua ediyor gibi görünüyordu. Kartal, havai fişekler ve Özgürlük Heykeli gibi vatansever semboller çerçeveyi dolduruyordu.

Trump’ın daha sonra “sevmediğim ve çok liberal” olduğunu söylediği Leo’yu eleştiren paylaşımının aksine, İsa’yı çağrıştıran görsel, Trump’ın kararlarına neredeyse sürekli destek veren bazı Evanjelik Hristiyanlar ve muhafazakar Katoliklerden hızlı bir şekilde eleştiri aldı.

Önde gelen muhafazakar Protestan Hristiyan yazar ve yorumcu Megan Basham, “Başkanın komik olduğunu mu düşündüğünü, yoksa bir madde etkisi altında mı olduğunu veya bu KÜFÜRCÜ küfür için ne gibi bir açıklaması olabileceğini bilmiyorum,” diye yazdı. “Ama bunu hemen kaldırmalı ve Amerikan halkından ve sonra da Tanrı’dan af dilemeli.”

Beyaz Saray, Trump’ın görseli paylaşma niyetine ilişkin yorum talebine hemen yanıt vermedi. Tepkilerin ardından ve başkanın Truth Social hesabında 12 saatten fazla göründükten sonra görsel silindi.

Pazartesi öğleden sonra paylaşım hakkında sorulan soruya Trump, kendisinin paylaştığını söyledi.

“Fotoğrafta doktor kimliğimi ve Kızılhaç ile ilgili olduğunu, Kızılhaç çalışanı olarak bunu desteklediğimizi düşündüm,” dedi Trump. Fotoğrafta Trump’ın kıyafetleri, İsa’nın zamanındaki kıyafetleri anımsatıyor ve modern bir doktorun giyeceği bir kıyafet gibi görünmüyor. Fotoğrafta Kızılhaç’a dair hiçbir referans yok.

“Fotoğrafta doktor kimliğimi ve insanları iyileştirdiğimi göstermem gerekiyor,” diye devam etti Trump. “Ve insanları iyileştiriyorum. İnsanları çok daha iyi hale getiriyorum.”

Trump, kendisini İsa olarak tasvir ettiğini ancak “sahte haberlerin” öne sürebileceğini söyleyerek, kendi dini destekçilerinden aldığı eleştirileri görmezden geldi.

Başkan geçen yıl da kendisini papa olarak gösteren ve yapay zeka tarafından oluşturulmuş gibi görünen bir fotoğraf paylaşmıştı. Başkanın paylaşımını eleştirmek için isminin açıklanmaması şartıyla konuşan bir yönetim yetkilisi, muhafazakar Hristiyanların öfkesinin, çoğu zaman olduğu gibi, birkaç gün içinde yatışacağını öngördü. Ancak yetkili, Trump’ın böyle bir fotoğrafını paylaşmasının çok ileri gittiğini, hatta en sadık MAGA destekçilerinden bazılarının onu neredeyse mesihvari bir figür olarak nitelendirdiğini söyledi. (The Washington Post)

Suriyeli İhracatçılar Konseyi Kuruldu: İhracat Süreçlerinde Yeni Dönem

Suriye Ekonomi ve Sanayi Bakanı Nidal El-Şaar, ihracatçıların faaliyetlerini profesyonel bir çerçevede organize etmek ve süreçleri geliştirmek amacıyla “Suriyeli İhracatçılar Konseyi“nin kurulduğunu duyurdu. Bakanlık gözetiminde, Yerel Üretimi ve İhracatı Destekleme ve Geliştirme Kurumu ile koordineli çalışacak olan konsey, sektörde kurumsal bir yapı oluşturmayı hedefliyor.

Bakanlık tarafından yayımlanan karara göre konsey, Suriye’nin ihracat kapasitesini dünya standartlarına taşımayı, ihracatçıları sektörel bazda sınıflandırmayı ve profesyonel süreçlerini takip etmeyi amaçlıyor.

Konseyin temel görevleri arasında; ihracata yönelik stratejik planların hazırlanmasına katkıda bulunmak, küresel ihracat eğilimlerini takip ederek Suriye menşeli ürünlerin dış pazarlarda tanıtımını sağlamak ve uluslararası fuarlar ile ticaret heyetlerine katılım konusunda öneriler sunmak yer alıyor.

Konsey ayrıca ihracatçılar ve hedef pazarlar için kapsamlı veri tabanları oluşturacak, teknik danışmanlık hizmetleri sunacak ve eğitim programları düzenleyecek. Bunun yanı sıra ihracat mevzuatının geliştirilmesi konusunda ilgili mercilere çözüm önerileri sunacak olan yapı, ticari ve ekonomik komisyonlarda aktif rol alarak ürün kalitesinin denetlenmesine katkı sağlayacak.

Suriye’nin ihracat itibarının artırılmasına yönelik çalışmalar yürütecek olan konsey, üyelik kriterlerini belirleyecek ve ihracat faaliyetlerinden doğan profesyonel uyuşmazlıkların çözümünde arabuluculuk yapacak. (SANA)

Macaristan’da 16 yıllık Orban iktidarı sona erdi: Magyar’dan Cumhurbaşkanı Sulyok’a çağrı

Macaristan’da yapılan genel seçimde Başbakan Viktor Orban’ın rakibi Tisza lideri Magyar zaferini ilan etti. Böylece 16 yıllık bir dönem sona erdi. Magyar, Cumhurbaşkanı Sulyok’a yeni hükümeti kurma görevini bir an önce kendisine vermesi ve ardından istifa etmesi çağrısında bulundu.

İlk sonuçlara göre Peter Magyar liderliğindeki Tisza yüzde 53 ile öndeyken Başbakan Victor Orban’ın liderliğindeki Fidesz yüzde 37’de kaldı.

Bu sonuçlara göre, 199 sandalyeli Meclis’in 138 sandalyesini Tisza kazanıyor.

Fidesz 54 sandalyede kalırken, seçim barajını aşarak Meclis’e girmesi beklenen üçüncü parti Mi Hazank 7 milletvekili elde ediyor.

Macaristan Başbakanı Viktor Orban, Fidesz partisinin ülkeye ve millete muhalefet partisi olarak hizmet etmeye devam edeceğini açıkladı.

Tisza lideri Magyar sosyal medya platformundan yaptığı paylaşımda “Başbakan Viktor Orban, az önce bizi arayarak zaferimizden dolayı tebrik etti” ifadesini kullandı.

Macaristan’da pazar sabah yerel saatle 06.00’da başlayan oy verme işlemi, saat 19.00’da tamamlandı. 16 yıldır iktidarda bulunan Başbakan Viktor Orban liderliğindeki Fidesz ile Peter Magyar liderliğindeki Tisza’nın yarıştığı seçime saat 18.30 itibarıyla katılım yüzde 77.80’i buldu.

Sonuçlar yalnızca ülkenin iç siyaseti açısında değil Avrupa Birliği’nin siyasi dengeleri açısından da önem taşıyor.

Macaristan parlamento seçimlerini kazanan Tisza partisinin genel başkanı Peter Magyar, Budapeşte’de destekçilerine seslendi. Magyar, “Cumhurbaşkanı’nı, kazanan parti listesinin lideri olarak hükümeti kurma görevini derhal bana vermeye ve ardından istifa etmeye çağırıyorum” dedi.

Magyar ayrıca Yargıtay Başkanı, Başsavcı, Anayasa Mahkemesi Başkanı ve diğer devlet kurumu başkanlarının da istifasını talep etti. (Sputnik)

Avustralya, ordusuna ilk kez bir kadını komutan olarak atadı

Avustralya, Pazartesi günü yaptığı açıklamada, ülkenin savunma kuvvetleri liderliğinde yapılan bir yeniden yapılanmanın parçası olarak, tarihinde ilk kez bir kadının ordunun başına geçeceğini duyurdu.

Hükümetin açıklamasında, mevcut ortak yetenekler şefi Korgeneral Susan Coyle’un Temmuz ayında ordunun komutanı olacağı belirtildi. Coyle, Korgeneral Simon Stuart’ın yerini alacak.

Coyle’un atanması, Avustralya ordusunun saflarındaki kadın subay sayısını artırma çabalarıyla aynı zamana denk geliyor. Ordu, sistematik cinsel taciz ve ayrımcılık iddialarıyla karşı karşıya.

Başbakan Anthony Albanese yaptığı açıklamada, “Temmuz ayından itibaren, Avustralya Ordusu’nun 125 yıllık tarihinde ilk kez bir kadın ordu komutanımız olacak” dedi.

Savunma Bakanı Richard Marles, Coyle’un atanmasını “son derece tarihi bir an” olarak nitelendirdi.

“Susan’ın bana söylediği gibi, göremediğiniz şey olamazsınız,” dedi. 55 yaşındaki Coyle, 1987’de orduya katıldı ve bir dizi üst düzey komuta görevinde bulundu. Marles’in belirttiğine göre, ordunun herhangi bir hizmet kolunu yöneten ilk kadın olacak.

Kadınlar şu anda Avustralya Savunma Kuvvetleri’nin (ADF) yaklaşık %21’ini ve üst düzey liderlik rollerinin %18,5’ini oluşturuyor. ADF, 2030 yılına kadar kadınların genel katılımını %25’e çıkarmayı hedefliyor.

Geçtiğimiz Ekim ayında, ADF’ye karşı, binlerce kadın subayı sistematik cinsel saldırı, taciz ve ayrımcılıktan koruyamadığı iddiasıyla toplu dava açılmıştı. (Reuters)

Papa, Cezayir Ulu Camii’ni ziyaret etti ve karşılıklı saygı ve barış inşası çağrısında bulundu

Papa XIV. Leo, Cezayir Ulu Camii’ni ziyaret ederek, buranın dua, diyalog ve Tanrı’yı ​​arayış için kutsal bir mekan olarak rolünü vurguladı.

Papa XIV. Leo, Afrika’ya yaptığı apostolik yolculuğunun başlangıcını Cezayir Ulu Camii’ni ziyaret ederek yaptı; burada mekanın manevi önemini vurguladı ve sessiz bir meditasyonda bulundu.

Cami Rektörü Muhammed Mamuun el Kasım tarafından kardeşlik sözleriyle karşılanan Papa, “Bu ziyaret sırasında, Tanrı’ya ait bir mekan olan, ilahi ve kutsal bir mekânı temsil eden, birçok insanın dua etmek ve hayatlarında Yüce Olan’ın varlığını aramak için geldiği bir yerden, bu düşünceleriniz ve bu önemli sözleriniz için teşekkür ederim” dedi.

Papa ayrıca cami kompleksinin hem dini hem de entelektüel işlevine işaret ederek, yaratılışı ve insan onurunu daha iyi anlamak için insan bilgisini geliştirmenin önemini vurguladı. Konuşmasını Cezayir halkı ve tüm uluslar için dua edeceğine dair güvence vererek sonlandırdı ve halklar arasında barışın, adaletin, uzlaşmanın ve bağışlamanın yeşereceğine dair umudunu dile getirdi. (Vatican News)

Hollanda’da 2026 Başlarında En Büyük Sığınmacı Grubu Filistinliler Oldu

Hollanda verileri, çoğunluğu Filistinlilerden oluşan “uyruğu bilinmeyen” sığınmacıların, 2026 başlarındaki başvurularda en büyük grubu oluşturduğunu gösteriyor.

Filistinliler, 2026 yılının ilk iki ayında Hollanda’daki en büyük sığınmacı grubu gibi görünüyor.

Jerusalem Post, Hollanda Adalet ve Güvenlik Bakanlığı’nın internet sitesindeki rakamlara baktı ve Ocak ayında sığınmacıların %17’sinin ve Şubat ayında %20’sinin “uyruğu bilinmiyor” olarak işaretlendiğini gösterdi.

Bunlar, ilgili aylardaki en büyük gruplardı. Ocak ayında %10’u Suriye’den, %7’si Cezayir’den, %5’i Türkiye’den ve %5’i Somali’den geldi. Şubat ayında ise ikinci en büyük gruplar Suriye (%8), Sudan (%8), Türkiye (%6) ve Somali (%5) oldu.

Ocak ve Şubat aylarında toplamda yaklaşık 750 uyruğu bilinmeyen sığınmacı vardı. Geçen yıl, uyruğu bilinmeyen sığınma başvurularının %55’i ilk derece mahkemesinde olumlu karar alarak Hollanda’da kalmalarına izin verildi.

Sığınma başvurusunda bulunanlar çeşitli nedenlerle uyruğunu açıklamamayı tercih edebilirler, ancak çoğu zaman bu, sığınmacıların Hollanda tarafından tanınmayan bir ülkenin vatandaşı olmaları nedeniyle tercih edilir.

Göçmenlik ve Vatandaşlık Hizmetleri (IND) sözcüsü Der Telegraaf gazetesine şunları söyledi: “Bu, sistemlerden doğrudan çıkarılamasa da, pratikte uyruğu bilinmeyen kayıtlı grubun çoğunluğunun Filistinli olduğu görülüyor.”

Hollanda, Filistin’i bir devlet olarak tanımamaktadır.

Hollanda’da 12.000’den fazla Filistinli olduğu tahmin ediliyor ve bunların büyük bir kısmı Vlaardingen’de yaşıyor. (The Jerusalem Post)

Hizbullah lideri, grubun mücadeleye devam edeceğini söyledi ve Lübnan’ı ABD ile İsrail arasındaki görüşmeleri iptal etmeye çağırdı

Hizbullah lideri Naim Kassem, Lübnan hükümetini Salı günü Washington’da Lübnanlı ve İsrailli yetkililer arasında yapılacak görüşmeyi “anlamsız” olarak nitelendirerek iptal etmeye çağırdı.

Televizyonda yayınlanan bir konuşmada Kassem, Hizbullah savaşçılarının “çok yüksek bir özveri ruhuyla” hareket ettiğini ve grubun hala “zafer” konumunda olduğunu düşündüğünü, bunu da “düşmana karşı savaşmaya ve zarar vermeye devam etmek” olarak tanımladığını söyledi.

Hizbullah’ın “sessizce ve gizlice yeniden yapılanma” içinde olduğunu söyleyen Kassem, fırsat doğduğunda İsrail askerlerini kaçırmak için harekete geçebilecekleri konusunda uyardı. Kassem ayrıca, Lübnan’daki askeri operasyonlar genişlese bile “düşmanın istikrara kavuşamayacağını” ve İsrail’deki yerleşim yerlerinin “güvenli olmayacağını” söyledi.

Kassem, gelecekteki herhangi bir çözümün merkezinde geri dönüş ve yeniden yapılanma meselesinin yer alacağını belirterek, Lübnan ordusunun Litani Nehri’nin güneyine konuşlandırılmasının “ordu, devlet ve direniş arasındaki koordinasyon” sayesinde mümkün olduğunu söyledi.

Kassem ayrıca, Hizbullah’ın faaliyetlerinin yasadışı ilan edilmesine yönelik her türlü girişimi eleştirerek, suç sayılması durumunda grupla nasıl koordinasyon sağlanabileceğini sordu ve böyle bir kararın siyasi süreçleri aksatacağını söyledi.

Lübnan Dışişleri Bakanı, Beyrut’un Salı günü yapılacak yüz yüze görüşmeleri savaşta ateşkes için baskı yapmak amacıyla kullanacağını söyledi. (Haaretz)

İspanya: Pedro Sánchez’in Eşi Begoña Gómez Yolsuzluk Suçlamalarıyla Yargılanıyor

İspanya Başbakanı Pedro Sánchez, eşi Begoña Gómez’in Madrid mahkemesi tarafından resmen suçlanmasının ardından artan siyasi baskıyla karşı karşıya. Gómez, zimmetine para geçirme, yasadışı nüfuz ticareti ve İspanya’daki ticari faaliyetlerle ilgili yolsuzlukla suçlanıyor.

Suçlama, Gómez’in Madrid’deki özel bir üniversitede akademik bir pozisyonda görev yaptığı rolüne odaklanan iki yıllık bir soruşturmanın ardından geldi. Mahkeme belgelerine göre, savcılar, Gómez’in kamu görevlilerini ve kurumları etkilemek için başbakanla olan ilişkisini kullandığını iddia ediyor.

Karar, Gómez’in Sánchez ile birlikte Çin’e yaptığı resmi bir gezi sırasında alındı ​​- bu ayrıntı İspanya’nın önde gelen gazetesi El País tarafından bildirildi. Onunla birlikte, Başbakanlık Ofisi eski danışmanı Cristina Álvarez ve işadamı Juan Carlos Barabé de suçlandı.

Mahkeme, sanıklara izlenecek usul yolunu zaten bildirdiğinden, davanın jüri önünde görülmesi bekleniyor. Ancak hem Gómez’in hukuk ekibi hem de savcı, sunulan kanıtların suçlamaları desteklemediğini savunuyor ve davanın düşürülmesini ortaklaşa talep ediyor.

Soruşturma, Nisan 2024’te Manos Limpias adlı gözlemci grubun şikayetiyle başladı, ardından muhafazakar örgüt Hazte Oír’den ikinci bir şikayet geldi.

Pedro Sánchez, Gómez’i defalarca savundu, onu “dürüst, ciddi ve sorumlu” olarak nitelendirdi ve iddiaları kanıt desteği olmayan temelsiz “iftira” olarak reddetti. Tartışma artık uluslararası boyutlar kazandı: Arjantin Cumhurbaşkanı Javier Milei durumu kamuoyu önünde eleştirdi ve Arjantin ile İspanya arasında diplomatik gerilime yol açtı.

Dava ilerledikçe, dava önümüzdeki haftalarda İspanyol siyasi söylemine hakim olacak ve artan kamuoyu ve medya incelemesi altında Sánchez yönetimine yeni bir baskı ekleyecek. (Athens Times)

Hazırlayan: Emre SOLAK (Ajans Cyprus – Ankara)



Source link

RELATED ARTICLES

Most Popular

Recent Comments