Seyfettin Çelik, Türkiye’nin simge camilerini tespih tanelerinin içine işleyerek ortaya koyduğu eserlerle dikkat çekiyor. Mardin’de yaşayan ve çevresinde “Sofi Usta” olarak tanınan sanatçı, negatif oyma tekniğiyle hazırladığı tespihlerde tarihi camileri milimetrik ölçülerde tanelerin içine nakşediyor.
Sanatçının eserlerinde Ayasofya, Selimiye Camii ve Sultan Ahmet Camii gibi Türkiye’nin önemli mimari yapıları yer alıyor. Tespihin imame kısmında ise Mardin Ulu Camii minaresi işleniyor. Haftalar hatta aylar süren bu ince işçilik, koleksiyoncuların da yoğun ilgisini çekiyor.
Sanat Yolculuğu İstanbul’da Başladı
Çocukluk yıllarından itibaren tespih yapımına ilgi duyan Çelik, eğitimini Dicle Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü’nde tamamladı. Daha sonra eğitimine Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Geleneksel Türk Sanatları Bölümü’nde devam etti.
İstanbul’da bulunduğu dönemde Kapalıçarşı’da çalışırken negatif oyma sanatıyla tanışan sanatçı, bu tekniği kendi imkânlarıyla geliştirerek önce takı ve yüzük taşlarında denemeler yaptı. Daha sonra bu yöntemi tespihlere uyarlamayı başardı.
Geliştirdiği tekniğin dünyada oldukça nadir olduğunu vurgulayan Çelik, “Negatif oyma sanatını tespihe uyarlayabilen dünyada sadece ben varım.” ifadelerini kullandı.
Haftalar Süren İnce İşçilik
Memleketi Mardin’e döndükten sonra yaklaşık 12 yıldır sanatını sürdüren Çelik, önce tespihin yapımını tamamlıyor, ardından her bir habbeye minyatür mimari figürler işliyor.
Bazı eserlerin yapımının haftalar, bazılarının ise aylar sürdüğünü belirten sanatçı, camilere duyduğu hayranlığın bu çalışmalarına ilham verdiğini söylüyor.
“Türkiye’deki büyük mimari yapıları neden bu kadar küçük ölçekte tespihlerin içine yerleştirmeyeyim diye düşündüm.” diyen Çelik, uzun denemeler sonucunda bu tekniği geliştirdiğini ifade ediyor.

Her Tespih Tanesi Farklı Bir Camiyi Anlatıyor
Çalışmalarının ilk dönemlerinde çok sayıda tespihin kırıldığını anlatan sanatçı, kullandığı kehribar taşlarının oldukça narin olduğunu belirtiyor. Zamanla ustalaştığını söyleyen Çelik, her bir habbeye farklı bir cami işlediğini şu sözlerle anlatıyor:
“Önce imameye Mardin Ulu Cami’yi yapıyorum. Ardından Türkiye’deki önemli camileri işlemeye başlıyorum. Her habbede farklı bir cami oluyor. 33 taneyi tamamladığımızda tespih de tamamlanmış oluyor.”
Çelik, özellikle kubbe ve minare gibi detayları işlerken büyük zorluklar yaşadığını da belirterek, “Her caminin mimarisinde nasıl zorluklar varsa ben de çalışırken aynı zorlukları yaşıyorum.” dedi.

“Bu Sanatın Dünyaya Yayılmasını İstiyorum”
Geliştirdiği tekniğin desteklenmesi halinde geleneksel Türk sanatları arasında önemli bir yer edinebileceğine inandığını belirten sanatçı, bu sanatın gelecek nesillere aktarılmasını istediğini dile getirdi.
“Ülkemiz tarafından sahip çıkılırsa bu sanatın dünyaya yayılacağına ve geleneksel sanatlarımızdan biri haline geleceğine inanıyorum. İnşallah bu sanat yaşar ve gelecek nesillere aktarılır.”

Kaynak: Anadolu Ajansı (AA)


