KIB-TEK’te hakkında geçmişte açılan 16 ceza davasının 5’inde mahkûmiyet aldığı ve iki yıl hapis cezasına çarptırıldığı belirtilen bir personelin yeniden kuruma dönmesinin gündeme geldiği iddiası, kamu yönetiminde liyakat ve siyasi bağlantı tartışmasını büyüttü.
Kıbrıs Türk Elektrik Kurumu’nda (KIB-TEK) gündeme gelen bir işe dönüş iddiası, kamuoyunda yeni bir tartışmanın fitilini ateşledi.
Edinilen bilgilere göre, Gazimağusa Anadolu Mahallesi’nde UBP örgüt başkanı olduğu belirtilen A.D. isimli KIB-TEK personeli hakkında geçmişte 16 ayrı ceza davası açıldı. Bu davaların 5’inde mahkûmiyet kararı verildiği ve söz konusu kişinin iki yıl hapis cezası aldığı ileri sürülüyor.
İddialara göre mahkûmiyet konusu davalar arasında nitelikli dolandırıcılık, resmi evrak sahteleme, sahte resmi evrakı tedavüle sürme ve sirkat gibi ciddi suçlar bulunuyor.
Ancak tartışmanın asıl noktası, mahkûmiyet sonrasında yaşanan süreç.
MAHKÛMİYET SONRASI KIB-TEK’E DÖNÜŞ GÜNDEMDE Mİ?
İddialara göre KIB-TEK Disiplin Kurulu, söz konusu personelin yeniden kurumda görev yapıp yapamayacağı konusunu değerlendirdi.
Kurulun iki yönetim kurulu üyesi, bir sendika temsilcisi ve müdürlük temsilcisinden oluştuğu, yapılan oylamada üç üyenin olumlu, sendika temsilcisinin ise olumsuz oy kullandığı öne sürülüyor.
Bu iddia doğruysa, ortaya yalnızca bir personelin işe dönüp dönmeyeceği sorusu çıkmıyor.
Asıl soru şu:
Ciddi mahkûmiyetler sonrasında bir kamu kurumunda göreve dönüş hangi kriterlere göre mümkün oluyor?
GÖZLER UBP HÜKÜMETİNDE
KIB-TEK’in bağlı bulunduğu kamu yönetimi açısından konu, doğrudan UBP hükümetinin kamu kurumlarında liyakat ve disiplin anlayışını da gündeme getiriyor.
Kamu kurumlarında görev yapan kişilerin geçmişteki mahkûmiyetlerinin hangi ölçütlerle değerlendirildiği, işe dönüş kararlarında hangi mevzuatın esas alındığı ve siyasi bağlantıların süreçlere etkisinin bulunup bulunmadığı kamuoyunun bilmek istediği başlıca konular arasında.
Çünkü A.D.’nin aynı zamanda UBP Gazimağusa Anadolu Mahallesi örgüt başkanı olduğu iddiası, tartışmayı daha da farklı bir boyuta taşıyor.
Bir kişinin siyasi parti içerisinde görev yapması elbette tek başına kamu görevine engel oluşturmaz.
Ancak mahkûmiyet, disiplin süreci ve aktif siyasi görev iddiaları aynı dosyada buluştuğunda, kamuoyunun soru sorması da kaçınılmaz hale geliyor.
“SİYASİ KİMLİĞİN ETKİSİ OLDU MU?”
Kamuoyunun cevabını aradığı soruların başında bu geliyor.
Söz konusu personelin yeniden KIB-TEK’e dönmesi yönündeki değerlendirmede siyasi kimliğinin herhangi bir etkisi oldu mu?
Olmadıysa, KIB-TEK yönetiminin bunu açıkça ortaya koyması gerekiyor.
Olduğu iddia ediliyorsa, bu iddianın da somut bilgi ve belgelerle aydınlatılması gerekiyor.
Çünkü kamu kurumlarında alınan kararların kişiye, makama veya siyasi bağlantıya göre değil, yasalar ve objektif kriterlere göre verilmesi gerekiyor.
EŞİYLE İLGİLİ İDDİA DA GÜNDEMDE
Dosyayla ilgili bir başka iddia ise A.D.’nin cezaevinde bulunduğu dönemde eşinin de KIB-TEK bünyesinde işe alındığı yönünde.
Bu iddianın da doğru olup olmadığı kamuoyuna açıklanmalı.
Eğer işe alım gerçekleştiyse;
İlan açıldı mı?
Kaç kişi başvurdu?
Sınav yapıldı mı?
Mülakat gerçekleştirildi mi?
Diğer adaylar hangi kriterlere göre elendi?
İşe alım kararını kim verdi?
Bu soruların yanıtlanması, iddiaların aydınlatılması açısından önem taşıyor.
KIB-TEK YÖNETİMİ KARARI AÇIKLAMALI
Burada herhangi bir kişiyi peşinen suçlamak veya mahkeme kararının yerine geçmek söz konusu değil.
Tartışılan konu, mahkûmiyet aldığı belirtilen bir kişinin kamu kurumuna dönüşünün hangi hukuki ve idari gerekçeyle değerlendirildiği.
Eğer mevcut mevzuat böyle bir dönüşe izin veriyorsa, bunun kamuoyuna açıklanması gerekiyor.
Eğer Disiplin Kurulu karar aldıysa, kararın hangi maddelere dayandırıldığı ve hangi gerekçelerle oluşturulduğu da açıklanmalı.
KAMUOYUNUN SORUSU NET: LİYAKAT MI, SİYASET Mİ?
KIB-TEK toplumun tamamını ilgilendiren stratejik bir kamu kurumu.
Bu nedenle kurumda alınan her karar yalnızca bugünü değil, gelecekte benzer durumlarda uygulanacak kriterleri de belirleyecek.
Şimdi gözler KIB-TEK yönetiminde ve UBP hükümetinde.
16 ceza davası, 5 mahkûmiyet ve iki yıl hapis cezası aldığı belirtilen bir personelin yeniden kuruma dönmesi hangi hukuki ve idari gerekçeye dayanıyor?
UBP örgüt başkanlığı yaptığı iddiasının bu süreçte herhangi bir etkisi oldu mu?
Disiplin Kurulu hangi gerekçeyle karar verdi?
Ve kamuoyunun en temel sorusu:
KIB-TEK’TE KRİTER YASA MI, LİYAKAT MI, SİYASİ BAĞLANTI MI?
KIB-TEK yönetimi ve UBP hükümetinin bu sorulara vereceği yanıt, yalnızca söz konusu dosyayı değil, kamu kurumlarında liyakat ve hesap verebilirlik anlayışını da doğrudan ilgilendiriyor.


