Ana SayfaDünyaGizli iltihaplanma kalp krizi ve felç riskini yüzde 43 artırıyor

Gizli iltihaplanma kalp krizi ve felç riskini yüzde 43 artırıyor


Vücudumuz sık sık en azından biraz gergin olduğunda stres, bağışıklık sistemimizin her zaman tehlikeye karşı tetikte olduğu kronik düşük dereceli enflamasyona katkıda bulunabiliyor. Bunun kardiyovasküler sorunlarla bağlantılı olduğu ifade ediliyor.


Yaklaşık 500 bin kişinin verileri incelendi


Yeni çalışmada Imperial College London’dan araştırmacılar, bu kronik düşük dereceli enflamasyonu neyin tetikleyebileceğini ve bunun sonucunda meydana gelebilecek spesifik fiziksel değişiklikleri daha yakından incelemeyi amaçladı.


Araştırmacılara göre, verilen hasar, bir kişi kalp krizi gibi ciddi bir sağlık sorunu yaşayana kadar fark edilmeyebiliyor.


Imperial College London’da kardiyovasküler araştırmacı olan Declan O’Regan, kendi türünün en büyüğü olan çalışmalarının, milyonlarca insanın kalplerini yavaşça değiştiren ve uzun vadeli hasara neden olarak kalp krizi ve felç riskini artıran gizli enflamasyonla yaşıyor olabileceğini gösterdiğini söyledi.


Araştırma, Birleşik Krallık’taki bir araştırma veri tabanında bulunan 488 bin 79 bireyin kalp taramaları, enflamasyonla ilgili kan belirteçleri, genetik bilgiler, vücut yağ seviyeleri ve 169 çevresel maruziyet dahil olmak üzere kayıtlarını analiz etti.


Söz konusu maruziyetler arasında sosyoekonomik durum, kişinin sigara içip içmediği, fiziksel aktivite, hane halkı büyüklüğü, yalnızlık seviyesi, kaygı, uyku alışkanlıkları, beslenme, finansal zorluklar, boşanma ve hava kirliliği seviyeleri gibi fiziksel ve zihinsel sağlığı etkileyebilecek her türlü faktör yer aldı.


Enflamasyon ve kalp yapısı arasındaki bağlantı


Araştırmanın sonucunda üç temel bulgu ortaya çıktı. İlk olarak, daha yüksek kronik enflamasyon, kalpte daha küçük odacıklar ve daha kalın duvarların yanı sıra her kalp atışında daha az kan pompalanmasıyla ilişkilendirildi. Bu değişikliklerin kalp yetmezliğinden önce gelebileceği belirtildi.


İkinci bulgu olarak, daha yüksek enflamasyonun daha büyük bir kalp krizi ve felç riskini beraberinde getirdiği doğrulandı.


Enflamasyon seviyesine göre katılımcıların en üstteki beşte birlik diliminin, takip süresi boyunca en alttaki beşte birlik dilime kıyasla kalp krizi veya felç gibi büyük bir kardiyovasküler olay yaşama olasılığının yüzde 43 daha yüksek olduğu tespit edildi.


Üçüncü önemli bağlantı ise vücuttaki enflamasyon miktarının fazlalığı ile sosyoekonomik dezavantaj ve psikolojik sıkıntı ölçümleri arasında bulundu.


Neden ve sonucu kanıtlamak için yeterli olmasa da günlük stres faktörlerinin kronik enflamasyona yol açabileceği, bunun da kalpteki yapısal değişikliklere ve kalp sorunları riskinin artmasına bağlandığı olası bir yola işaret ettiği ifade edildi.


Sosyal faktörlerin ve ruh sağlığının etkisi


O’Regan, şaşırtıcı olan şeyin sosyal faktörlerin ve ruh sağlığının, sigara ve hareketsizlik gibi daha bilinen risk faktörlerinin yanı sıra enflamasyon ve kalpteki hasarla ne kadar bağlantılı olduğu yönünde olduğunu söyledi.


Bazı insanların farklı yaşam tarzlarından kaynaklanan enflamatuar hasara karşı doğal olarak daha dirençli veya duyarlı olmasıyla birlikte güçlü bir genetik faktörün de bulunduğu eklendi.


Çalışma ayrıca enflamasyon ve kalp hasarı arasındaki bağlantıyı açıklamaya yardımcı olabilecek enflamatuar proteinleri tanımlayarak, bu biyolojik stresin bir kısmını potansiyel olarak azaltabilecek ilaçların geliştirilmesine yönelik önemli bir adım attı.


Araştırmanın sonraki adımlarının, kimin kardiyovasküler sorunlar açısından en çok risk altında olduğunu anlamak için genetik risk puanlarıyla birleştirilebilecek kan testleri geliştirmeyi içerebileceği belirtildi.


Yoksulluk ve ruh sağlığı gibi sorunlarla mücadelenin son derece zor olduğunu vurgulayan araştırmacılar, beslenme ve egzersiz rutinlerindeki değişiklikler gibi kalp sorunları riskini azaltmanın çok daha kolay yolları olduğunu da ifade etti.


Kronik enflamasyonun karmaşık bir yapıya sahip olduğunu belirten O’Regan, bu durumun sağlığımıza bağlı olduğunu ve bir dizi yaşam tarzı ile ekonomik faktör tarafından yönlendirildiğini bildiklerini söyledi.


İnsanların sadece çevreleri, ekonomik durumları, ailelerinin sağlığı ve yaşam tarzları nedeniyle daha fazla risk altında olabileceğini kaydetti.


O’Regan, sağlık eşitsizlikleriyle mücadele etmenin bir sorun olmaya devam etmesine rağmen sigara ve obezite gibi risk faktörlerini azaltmak da dahil olmak üzere enflamasyon konusunda yapılabilecek çeşitli seçenekler olduğunu sözlerine ekledi.

RELATED ARTICLES

Most Popular

Recent Comments