Kıbrıs televizyonculuk tarihinin en uzun soluklu yayınına imza atan Ziraat Mühendisi Sözal Gürçınar, 1976 yılından bu yana aralıksız sürdürdüğü “Çiftçinin Saati” programıyla yarım asrı geride bıraktı. Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanlığı ile Bayrak Radyo Televizyon Kurumu iş birliğinde hazırlanan yapım, dünyada aynı kişi tarafından en uzun süre sunulan tarım eğitim programı olma özelliği taşıyor.
Kavalla icra edilen unutulmaz jenerik müziğiyle hafızalara kazınan ve kuşaklar boyu ilgiyle takip edilen program, her cuma saat 18.00’de BRT 2 ekranlarında izleyiciyle buluşmaya devam ediyor. Guinness Rekorlar Kitabı’na girebilecek nitelikteki yayıncılık serüvenini Türk Ajansı Kıbrıs’a değerlendiren Gürçınar, “Sağlığım elverdiğince programa devam edeceğim. Bayrağı devralacak bir arkadaşımız olursa da memnuniyetle teslim ederim” ifadelerini kullandı.
Gilan Köyündeki Çocukluktan Ankara Yıllarına
Hüseyin ve Rüçhan Mehmet çiftinin dört çocuğundan biri olarak 6 Mayıs 1947’de Baf’ta dünyaya gelen Gürçınar, polis olan babasının görevi dolayısıyla çocukluk yıllarını farklı köylerde geçirdi. Trodos eteklerindeki Gilan köyünün hayatında ayrı bir yeri olduğunu belirten usta yayıncı, babasının karlı bir gecede attan düşerek donma tehlikesi geçirdiği olayı ve 1963 olaylarında TMT saflarına destek vermesi nedeniyle Rumlar tarafından hakkında kırmızı bülten çıkarıldığı dönemi aktardı.
1965 yılında 19 Mayıs Lisesi’nden mezun olduktan sonra üç yıl mücahitlik yapan Gürçınar, üniversite eğitimi için arkadaşı merhum Enver Öztoprak ile birlikte Ankara’ya gitti. Puanı tıp fakülteleriyle eşdeğer olan Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi’ni tercih eden Gürçınar, beş yıllık eğitimini süt üzerine ihtisas yaparak tamamladı.
Esaret Günleri ve Bürokrasideki Başarılar
1974 öncesinde Rum tarafındaki bir süt fabrikasında çalışmaya başlayan Sözal Gürçınar, Rum meslektaşlarına kıyasla kendisine yarı yarıya düşük maaş verilmesi üzerine görevinden ayrıldı. 1974 Barış Harekâtı sırasında Limasol’da esir düşen ve Hasan Cafer’in şehit edildiği anlara bizzat tanıklık eden Gürçınar, 96 günlük zorlu esaret sürecinin ardından esir mübadelesiyle özgürlüğüne kavuştu.
Öğretmen Sabiha Gürçınar ile 56 yıllık bir evlilik sürdüren ve Hüseyin ile Pınar adında iki çocuk babası olan Gürçınar, kamudaki kariyerine Hayvancılık Dairesi’nde başladı. Balıkesir’deki Margo Çiftliği’nde kayıt sistemini düzenleyerek meslektaşları arasında “New Numbering Sözal” lakabını aldı. Daha sonra Hasan Rıfat Siber’in yönlendirmesi ve merhum İrsen Küçük’ün talebiyle Tarım Bakanlığı Basın Danışmanlığı görevine getirildi; Eğitim ve Yayım İşleri Şubesi’nin mevzuatını hazırlayıp sekiz yıl boyunca amirliğini yürüttü.
1981 yılında burslu olarak Almanya’da uzmanlık eğitimi alan Gürçınar; SÜTEK, Cypfruvex ve Genel Tarım Sigortası Fonu gibi kritik kurumlarda yönetim kurulu üyeliği yaptı. Ziraat Mühendisleri Odası Başkanlığı döneminde ülkenin tarımsal altyapısına katkı sağlayacak siloların kurulmasında ve göletlerin inşa edilmesinde aktif rol oynadı. Ayrıca Tarımsal Araştırma Enstitüsü’nü kurarak kurumun ilk müdürlüğünü üstlendi.
Tarladan EkranaÇiftçinin Saati
Dönemin BRT Müdürü Ali Süha’nın davetiyle ekran yolculuğuna başlayan Gürçınar, hiçbir zaman stüdyoya kapanmadığını ve doğrudan sahaya inerek üreticinin sesi olduğunu belirtti. Programın efsaneleşen kaval müziğinin arazide karşılaştıkları merhum Ahmet Kofalı’nın melodisinden doğduğunu hatırlatan emektar sunucu, teknik dönüşümü ve yayın ilkelerini şu sözlerle anlattı
“Kameramanım Türker Heper ile büyük kayıt cihazlarını sırtlayıp ovalara çıktık. O emekli olunca Ali Deryalı ile yola devam ettim. Ne istediğini bilen bir ekiple çalışmak çok önemli. Budama zamanı bağda, hasat zamanı tarlada, üretim anında imalathanelerdeyiz. Amacımız üreticiye hem bilgi hem de uygulama becerisi kazandırmak.”
“Ata Tohumlarımızı Keşke Terk Etmeseydik”
Yarım asır boyunca tarımdaki makineleşmeye ve üretim modellerindeki değişime tanıklık eden Sözal Gürçınar, çevre kirliliği ve kuraklık tehdidine dikkat çekti. Tarımsal geleceğe dair uyarılarda bulunan Gürçınar, sözlerini şöyle tamamladı
“Eskiden elle yapılan işleri artık modern makineler devraldı, şartlar kolaylaştı ancak su kaynaklarımız kuruyor, deniz suyu tatlı sulara karışıyor. En değerli varlığımız olan ata tohumlarımızı koruyamadık. Gençlerin topraktan uzaklaşması bizleri üzüyor; buna karşın tarım eğitimlerine ilgi gösteren her bir genç geleceğe dair umutlarımızı tazeliyor.”


