Artemis 2 görevi kapsamında Ay’ın öte yanını ziyaret eden dört astronot, Dünya’ya döndükten sonra yaptıkları açıklamalarda Ay’ın sanılanın aksine tek düze gri bir kütle olmadığını, beklenmedik renk ve dokulara sahip olduğunu ifade ettiler.
NASA bünyesindeki jeologlar ve volkanologlar tarafından hazırlanan 90 sayfalık özel bir “Ay Pasaportu” ile eğitilen mürettebat, yörüngedeki robotik araçların aksine insan gözünün dinamik algısını kullanarak yüzeydeki kahverengi ve yeşil tonları raporladı.
Özellikle Aristarchus Platosu üzerinde görülen yeşil minerallerin, Ay’ın derinliklerindeki magmanın kimyası hakkında hayati ipuçları veren olivin veya piroksen gibi maddeler olabileceği üzerinde duruluyor.
Ay gri değil renkli mi?
Bilim insanları için astronotların çektiği fotoğraflardan ziyade, o an kaydettikleri sesli günlükler çok daha büyük bir önem taşıyor.
Robotik kaşiflerin ve yörünge araçlarının verilerindeki “gürültü” ve kalibrasyon hataları zaman zaman yanıltıcı olabilirken, insan gözü Ay’ın farklı bölgelerindeki renk ve parlaklık değişimlerini anlık olarak kıyaslayabiliyor.
Astronotların gözlemleri, Ay’daki volkanik patlamaların geçmişi ve yüzeyin jeolojik yapısı hakkında uyduların veremediği derinlikte bir hikaye anlatıyor.
Ay’ın bu gizli renk paleti, sadece bilimsel bir merak konusu değil, aynı zamanda Dünya’nın ve güneş sisteminin erken dönem oluşum süreçlerini anlamak için de bir anahtar niteliği taşıyor.
Ay yüzeyindeki devasa kraterler ve lav akıntıları, gezegenimize çarpan devasa göktaşlarının ve jeolojik dönüşümlerin tarihini günümüze kadar korumuş bir arşiv görevi görüyor.
NASA uzmanları, astronotların bu “renkli” gözlemlerinin önümüzdeki yıllarda Ay bilimi konferanslarında en çok tartışılan konular arasında yer alacağını ve Ay’ın tarihine dair bildiklerimizi baştan yazabileceğini belirtiyor.
Kaynak : TRT


