Ana SayfaKıbrıs3,5 Metreden Düştü! İddialar Dehşet Verici: “Önce Eve Götürdüler”

3,5 Metreden Düştü! İddialar Dehşet Verici: “Önce Eve Götürdüler”

İskele Safaköy’de 18 Temmuz 2026 tarihinde inşaatta çalışırken iskele devrilmesi sonucu yaklaşık 3,5 metre yükseklikten düşerek ağır yaralanan işçi Ekrem Şafak, yaşadığı kazanın ardından adeta ikinci bir mücadeleye sürüklendi.

İki kolu, kürek kemiği ve elmacık kemiğinin kırıldığını, başından ciddi şekilde yaralandığını ve beyin kanaması geçirdiğini anlatan Şafak’ın en çarpıcı iddiası ise kazanın ardından yaşananlarla ilgili: Olay yerine ambulans ve polis çağrılmadığını, kendisinin önce evine götürüldüğünü ve hastaneye götürülmeden önce üzerindeki iş kıyafetlerinin değiştirildiğini öne sürüyor.

Şafak’ın yazılı ifadesi ve eşiyle birlikte verdiği röportaj, yalnızca bir iş kazasını değil; iş güvenliği, sosyal sigorta, işçi hakları, kazanın ardından yapılan müdahale ve olayın ilgili makamlara bildirilip bildirilmediği konusunda cevap bekleyen ciddi soruları da gündeme getiriyor.

3,5 METREDEN DÜŞTÜ: “İKİ KOLUM, KÜREK KEMİĞİM VE ELMACIK KEMİĞİM KIRILDI”

Ekrem Şafak, yaklaşık dört yıldır aynı iş çevresinde çalıştığını belirterek 18 Temmuz’da İskele Şefaköy’de duvar örme işi yaptığı sırada iskelenin devrilmesi sonucu yere düştüğünü anlattı.

Yaklaşık 3,5 metre yükseklikten düştüğünü belirten Şafak, başının üzerine çarptığını, hafif çaplı beyin kanaması geçirdiğini ve iki kolu, kürek kemiği ile elmacık kemiğinin kırıldığını söyledi.

Ortada bir işçi var.

Yaralı.

Çocukları var.

Bir ailesi var.

Ve şimdi bu aile, hem sağlık sorunlarıyla hem ekonomik sıkıntılarla hem de yaşadıklarının hesabını sorabilmek için hukuk mücadelesiyle karşı karşıya.

EN KRİTİK SORU: AMBULANS NEDEN ÇAĞRILMADI?

Şafak’ın anlatımına göre kaza sonrasında olay yerine ambulans çağrılmadı.

Daha da çarpıcı olanı ise, yaralı işçinin önce evine götürüldüğünü söylemesi.

Şafak, kendisinin hastaneye götürülmeden önce eve getirildiğini ve burada üzerindeki iş kıyafetlerinin değiştirildiğini belirtti. Yazılı ifadesinde de aynı iddiaya yer veren Şafak, ardından hastaneye götürüldüğünü ve olayın farklı şekilde anlatılması yönünde baskı gördüğünü ileri sürdü.

Burada artık sorulması gereken çok açık:

Bir inşaatta işçi yüksekten düşüyorsa neden olay yerine ambulans çağrılmadı?

Neden polis olay yerine çağrılmadı?

Yaralı işçi neden doğrudan sağlık kuruluşuna götürülmek yerine önce evine götürüldü?

İşçinin üzerindeki çalışma kıyafetleri neden değiştirildi?

Bu soruların cevabını artık yalnızca aile değil, kamuoyu da bekliyor.

“HASTANEDE BANYODA DÜŞTÜM DEMEM İSTENDİ” 

Şafak, hastaneye götürülmeden önce kendisine kazanın inşaatta meydana geldiğini söylememesi yönünde baskı yapıldığını iddia etti.

Röportajında önce banyoda, ardından merdivenden düştüğünü söylemesinin istendiğini anlatan Şafak, doktorun yaralarının anlatılan şekliyle oluşmuş olamayacağını belirtmesi üzerine gerçeğin ortaya çıktığını söyledi.

Şafak daha sonra Lefkoşa’daki Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi’ne sevk edildiğini ve burada yapılan tetkiklerde yaralanmalarının tespit edildiğini ifade etti.

Bu iddia doğruysa, ortada yalnızca bir iş güvenliği sorunu değil, kazanın ardından ne yaşandığına ilişkin çok daha ciddi bir soruşturma gerektiren bir tablo bulunuyor.

3 ÇOCUKLU AİLE ŞİMDİ NE YAPACAK?

Ekrem Şafak’ın eşi, röportajda yaşadıkları süreci anlatırken gözyaşlarını tutmakta zorlandı.

Eşinin yaralanmasının ardından hem çocuklarıyla ilgilenmek hem hastane sürecini yürütmek hem de hukuki mücadele vermek zorunda kaldığını anlatan Şafak’ın eşi, üç çocuklarının bulunduğunu ve ekonomik olarak son derece zor durumda olduklarını söyledi.

Kendisinin hukuk eğitimi veya deneyimi olmamasına rağmen yaşadıkları karşısında kendi kendisinin avukatı olmak zorunda kaldığını ifade eden Şafak’ın eşi, çalışma makamlarına, polise, savcılığa ve baroya başvurular yaptığını anlattı.

“Kendi kendimin avukatı oldum” diyen Şafak’ın eşi, eşini hasta yatağında bırakıp çocuklarını geride bırakarak haklarını aramak için kurum kurum dolaştığını belirtti.

Ailenin yaşadığı ekonomik sıkıntı da başlı başına başka bir dramı ortaya koyuyor.

Çalışamayan yaralı bir işçi…

Üç çocuk…

Kira ve geçim sıkıntısı…

Hukuki mücadele için para bulamayan bir eş…

Ve karşılarında cevap bekleyen onlarca soru.

“ÇOCUKLARIMI OKULA GÖNDEREMEDİM”

Şafak’ın eşi röportajda ekonomik durumlarının ne kadar ağırlaştığını da anlattı.

Eşinin çalışamaması nedeniyle ailenin gelir kaybına uğradığını belirten Şafak’ın eşi, üç çocuklarının bulunduğunu ve yaşadıkları maddi sıkıntılar nedeniyle çocuklarını dahi okula gönderemeyecek duruma geldiklerini söyledi.

Bu artık sadece bir iş kazası dosyası değildir.

Bu, bir ailenin geçim mücadelesidir.

Bu, yaralanan bir emekçinin çalışma hakkıdır.

Bu, iş güvenliğinin gerçekten denetlenip denetlenmediği sorusudur.

Ve en önemlisi, bir iş kazasının ardından devlet kurumlarının üzerine düşen görevi yapıp yapmadığı sorusudur.

SİGORTA İDDİASI: “PARAYI KENDİ CEBİNDEN ÖDEYECEKSİN DEDİLER”

Şafak, kazadan önceki çalışma dönemine ilişkin de ciddi iddialarda bulundu.

Röportajda son 3-4 ay içerisinde sosyal sigorta ödemeleri konusunda sorun yaşadığını ve kendisine sigorta primlerini kendi cebinden ödemesinin söylendiğini belirtti. Şafak, bunu kabul etmediğini ve itiraz ettiğini söyledi.

Yazılı ifadesinde ise günlük 2 bin 500 TL ücret aldığını, haftanın altı günü çalıştığını, çalışma saatlerinin yaklaşık 07.00-17.00/17.30 arasında olduğunu ve sigorta primleri için kendisinden aylık yaklaşık 20 bin TL kesinti yapıldığını ileri sürdü.

Şafak ayrıca fazla mesai, yıllık izin, resmi tatil ve bayram günlerinde çalışma gibi çeşitli haklarının da ödenmediğini iddia etti.

Bütün bu iddiaların Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından incelenmesi gerekiyor.

ÇALIŞMA BAKANLIĞI’NA AÇIK ÇAĞRI: BU İDDİALAR ARAŞTIRILACAK MI?

Buradan ilgili bakanlığa açıkça soruyoruz:

İskele Şefaköy’de yaşanan bu iş kazası araştırıldı mı?

Olay yerine neden ambulans çağrılmadığı incelendi mi?

Polise neden haber verilmediği araştırıldı mı?

İşçinin önce evine götürüldüğü iddiası soruşturuldu mu?

İş güvenliği önlemleri yerinde miydi?

İskelenin güvenli şekilde kurulup kurulmadığı denetlendi mi?

Şafak’ın sosyal sigorta primleriyle ilgili iddiaları incelenecek mi?

Fazla mesai, yıllık izin ve resmi tatil çalışmalarıyla ilgili beyanları araştırılacak mı?

Bunlar bir ailenin değil, kamunun cevap beklediği sorulardır.

POLİS GENEL MÜDÜRLÜĞÜ VE İSKELE POLİSİ GÖREVE!

Bir inşaat alanında yüksekten düşme sonucu ciddi şekilde yaralanan bir işçinin olayının nasıl ve kim tarafından sağlık ve güvenlik makamlarına bildirildiği mutlaka açıklığa kavuşturulmalıdır.

Şafak’ın anlatımlarında, olay yerine polis çağrılmadığı iddiası bulunuyor.

Bu iddia doğru mu?

Eğer doğruysa neden?

Polis Genel Müdürlüğü ve İskele Polis Müdürlüğü’nün bu iddialara açıklık getirmesi, olayın tüm yönleriyle incelenmesi ve kamuoyunun bilgilendirilmesi gerekiyor.

YARIN BAŞKA BİR EMEKÇİNİN BAŞINA GELMESİN!

Bugün Ekrem Şafak.

Yarın başka bir inşaat işçisi olabilir.

Bugün üç çocuklu bir aile mağdur olduğunu söylüyor.

Yarın başka bir aile aynı acıyı yaşayabilir.

Bu nedenle mesele yalnızca Ekrem Şafak’ın kişisel mağduriyeti olarak görülmemeli.

İş güvenliği denetimleri gerçekten yapılıyor mu?

Taşeron firmalar gerçekten denetleniyor mu?

İşçilerin sosyal sigorta hakları korunuyor mu?

Bir işçi iş kazası geçirdiğinde devletin ilgili kurumları zamanında haberdar ediliyor mu?

Bu soruların cevabı verilmek zorunda.

ŞAFAK AİLESİ ADALET İSTİYOR

Ekrem Şafak ve eşi, yaşadıkları sürecin tüm yönleriyle araştırılmasını, varsa sorumluların belirlenmesini ve işçinin yasal haklarının korunmasını istiyor.

Ailenin talebi açık:

Adalet.

Ve şimdi gözler ilgili kurumlarda.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı…

Polis Genel Müdürlüğü…

İskele Polisi…

Sosyal Sigortalar…

Savcılık…

Ve olayla ilgili adı geçen şirket ve taşeron firma…

Bu iddialara kim cevap verecek?

Kamuoyu bu sorunun yanıtını bekliyor.

RELATED ARTICLES

Most Popular

Recent Comments