Türkiye Ekonomisi’nde Yeni Rezerv Yönetimi İhtiyacı

0

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, son bir yılda hızlı rezerv kaybeden ülkeler arasına girdi. ABD Doları karşısında ulusal parası değer kaybeden ülkeler arasında Türkiye ilk 3 içerisindedir. Ekonomisi yükselen ve hızlı büyüyüen ülkeler arasında olan Türkiye’nin yapısal ekonomik problemleri de vardır. Başlıcası cari açık sorunu. Brezilya, Türkiye, Arjantin, Mexico, Rusya ve Güney Afrika, ulusal parası ABD doları karşısında en çok eriyen ülkeler liginin en üst sıralarını paylaşmaktadır.

*****

ABD Doları değerlendikçe, TC Merkez Bankası elindeki rezerv kaynağını satmağa başladı. 120 milyar dolar rezerv birikiminden 40 milyar dolara geriledi. Rezerv parasını satarken, döviz kurlarını düşürmeyi murad ettiyse de, pek başarılı olduğu söylenemez. Hatta swap operasyonlarını da hesaba katarsak, rezervler eksi rakamlara iniyor. Hem rezervler eridi, hem de döviz kuru ve faizler arttı.

*****

Lafı fazla uzatmadan, şunu da ifade etmek istiyorum. Covid-19 pandemi krizi nedeniyle küresel ekonomilerde küçülme yaşandı. Türkiye de bundan nasibini aldı. Yılda en azından 30 milyar dolar Turizm geliri olan turizm  geliri istenilen düzeyde gerçekleşemedi. 2020 yılı kaybedildi. Şimdi 2021 yılı turizm sezonuna girildi. Ancak Covid-19 vakası en yüksek ülkeler grubunda yer alan Türkiye’ye turistin gelmesi hayli zor. Ulaşım ve Turizm bu gidişle 2021 yılını da kaybetmiştir. Çok üzücüdür ki, döviz rezervlerini arttıran bir başka faaliyet alanı da ulaşım sektörüydü. Onda da gerileme vardır.

*****

İhracat potansiyeli yüksek olan Türkiye ekonomisinde de gerileme olmuştur. Tır’lar rahatça Avrupa’ya gidip gelemiyor. Korona kuralları gereği planlanan ve öngörülen ihracat gelirleri de düşmüştür. Bu durumda Türkiye ekonomisini toparlayabilmek ve artan enflasyon, kur ve faizi düşürebilmek için, sağlam bir Rezerv Yönetimi’ne ihtiyaç vardır. Sanırım bu konuda ihtiyatlı davranılırsa, dış ve iç borç stoku gibi ciddi sorun yaşayacağımız yakın dönemde, artan kur riskini  daha rahat geçiştirebileceğiz.  Aksi halde IMF’nin kapısını çalmaktan başka çaremiz kalmayabilir. Bunu eminim ki hiçbirimiz istemiyoruz.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz