Hayalet şehir Varoş Varoşa’nın melekleri ve Mağusa’nın kargaları

0

Kıbrıs siyasetinde, değeri yok bazı insanların veya insanlığın; bazıları için, savaş artığı, harabe, hayalet bir şehir ve oranın Melike sahipleri kadar..

Maraş/Varoşa neden bombalandı ve Rumlar bu kenti neden terk etmek zorunda kaldı?
Ve bu turizm diyarı neden hayaletlere bırakıldı?!!

13 Ağustos 1974 gecesi hayaletlerden önce melekler mi yaşıyordu Maraş’ın o devasa gökdelenlerinin damlarında?

Melekler, Osmanlı vakıf mallarına, kaçak göçek fırsattan istifade gecekondu diker gibi, yasasız usulsüz veya uyduruk yasa ve usullerle BM kararları alarak ve aldırarak..

Kıbrıs’ın ve dünyanın o dönemin Hristiyan zenginlerine, o toprakları satarken, bu şehri inşaa ettirirken ya da, helal ya da haram mal olup olmadığını hiç mi merak etmediler?

Vakıf malı dediğin, alınamaz/satılamaz.

O halde bu şeytani pazarlığı kim gerçek kıldı ve melekleri bu işe nasıl bulaştırdı?

Kapalı Maraş’ta 1974’ten önce 10 bin yataklı 45 otel ve 60 apartman tipi otel bulunuyordu.

um turizminin yüzde 58’i bu bölgedeydi. 3 bin ticari birim, 99 eğlence merkezi, 143 Yönetim ofisi, 4 bin 649 özel ev, 21 banka, 24 tiyatro ve sinema, 380 bitirilmemiş inşaat, İngilizce, Yunanca ve Türkçe 8 bin 500 kitabın olduğu bir kütüphane bulunuyordu.

Tüm bu konutlar ve binalar yasal mıydı?

Theodor Herzl kimdir bilir misiniz? Bu ismi bilmiyorsanız yazımın bundan sonraki kısmını boşuna okumayın anlamayacaksınız!!!

Osmanlıyı çöküşe götüren siyonist politikaları bilmeniz gerekir.

İngiliz, II. Abdülhamit’i Kıbrıs’ın kiralanmasına ne tür entrikalarla razı etti.

1915 yılındaki İngiliz’in Kıbrıs’ı İlhak hareketi, bir işgal hareketi değil miydi?

Kıbrıs neden? Israr ve inatla 1924 Lozan Antlaşması’nın dışında bırakıldı.

Herhangi antlaşmaya tabi olmaksızın İngiltere’nin Kıbrıs’ı işgal edip 82 yıl sömürmesi ve bu dönemde Varoşa’nın toprağını illegal yöntemlerle satıp inşaa ettirmesi legal miydi?

Yoksa, 1878-1960 Kıbrıs İngiliz Dönemi:
“Kıbrıs baba evi yağmaya gidiyor. Bir parmak bal da ben çalayım” dönemi miydi?

Maraş/Varoşa hayaletler tarafından inşa edilmiş ve geliri meleklere mi bırakılmıştı.
Sahi meleklerin dini mezhebi ırkı var mıydı ve harama tenezzül ederler miydi?

Melekler makineli uçaksavar silahlarını kullanmayı nerden öğrenmişlerdi?

Maraş’ın lüks otellerinin tepelerinden Mağusa Türkleri’ni bombalayanlar Tanrı’nın melekleri ise neden Mağusa Suriçi Kıbrıs Türklerine ateş açıp can almışlardı?!!

Anlık da olsa Azrailleşmiş miydiler?

Mağusalı Türklerin suçu neydi de 13 Ağustos 1974 itibarıyla 3 gün 3 gece Mağusa bombardıman saldırısı altında tutuldu.

Mağusalıların lakabının “Gargacı/ gargacılar” olduğunu bilir misin?

Ve neden Mağusalılar kargayla anılır olmuş haberin ya da bilgin var mı?

Üç gün 3 gece süren bombardıman baskısı altında evlerinden kaçıp sığınaklara doluşan Mağusalı Kıbrıslı Türkler stok erzakları bitince ellerindeki tek silah olan av tüfeklerini Maraş düşman menzilinden kargalara yöneltip, karga yemek zorunda kalmışlar. Yaşamak için, var olmak için!! Hayatta kalmak ve mücadeleye devam için karga yemek..

Bunu bilir miydin?

Ağustos 1974’te Maraş/Varoşa’nın lüks otel damlarından Mağusa’nın Türk mahallelerini bombalayanlar çok mu masumdu?

Hatta onlar Melekti!!!

Sahi Meleklerin ve Hayaletlerin farkı nedir? Hangisi daha zararlıdır.

Işıktan yaratıldığına ve Tanrı ile insan arasında aracılık yaptığına inanılan, gözle görülmeyen, tinsel varlık. Çok Temiz iyi huylu kimse, diye tanımlanır Melek.

Ansiklopediler Hayaleti, insan vücudunda ayrı olarak yaşayan bir varlık veya ölmüş bir insanın ruhu diye tanımlar. Veya ölmüş bir kişinin hayali enerjisinin hala ortalarda dolanıp zaman zaman iyi veya kötü duygularla kendini hissettirmesi şeklinde yorumlanır.

O zaman bir daha sorayım? Melek mi zarar verebilir insana Hayalet mi? Yani elinde silah bombalatan mı? Yoksa sesi soluğu zararı kesilmiş artık öldüremeyen…

Sadece savaşın, ölümün ve öldürmenin ruhi enerjisini taşıyan Hayalet mi?

Evet, bugün Varoşa/Maraş kentinin adı Hayalet şehir. Yani kimseyi öldürmeyen, öldüremeyen şehir.

Tamam 1974 öncesi o şehirde yaşayan melekler şeytanlaşıp ölüm kusmuş olabilirler. Ama korkmayın, artık sonsuza değin susturuldu o melek görünümlü şeytanların uçaksavar sesleri!!!

Bizim Kıbrıs’taki büyük bir kısım koftiden solculara göre Maraş Varoşa’nın 46 yıllık hayalet olarak kalmasının sorumlusu kargalar ve kargacılar.

Eğer kargalar olmasaydı, Mağusalılar bu saldırılara direnemeyerek açlıktan teslim olacaklardı. Ve nihayet o dönemin dünya çapında zenginlerinin inşaa ettirdiği bu devasa gösteriş sönmeyecek zenginler de zenginliklerini katlayacaktı.

Yahu bir düşünün! Bu günün küresel zenginlerinin kendilerinden başka kime ne faydası olmuş ki, 74’ün küresel zenginliğinden Müslümanlığa/Hristiyanlığa veya insanlığa bir faydaları olacaktı.

Ha unutmadan, 1950’lerde Varoşa/Maraş’ı gecekondu kurallarınca inşaa eden finansörlerin torunları bugün de aynı şekilde yine finanse ederler, yeter ki çıkarlarına uysun. Biz de Osmanlı Vakıf Topraklarına dünya sermayesi ile kurulmuş Maraş’taki otellerin bekçiliğini yaparız ancak.

Büyük bir kısım Kıbrıs Türk solu, Maraş/Varoşa’nın kara edebiyat dramını şöyle yapar bizim Kıbrıs’ta:
“14 Ağustos 1974 günü, aniden, savaş başladı ve ocakta yemeklerini, saksıda çiçeklerini bırakıp gitmek zorunda bırakıldılar.”

Yani Kıbrıs Türk solu 21 Aralık 1963 yılında başlayıp 103 Türk köyünün boşalmasını, ölümden kaçarken ateş üstünde kalan yemeğini, tarlasındaki emeğini, umutlarını anılarını görmezlikten gelmeyi yeğlerler..

Ben de aynı kara edebiyatı yapacaksam önce Mağusalı Kıbrıslı Türkler ve sonra Muratağa/Atlılar/ Sandallar Türk köylerimiz için şunu yazmak isterim:

“Evlerinde ocağa koyacakları aşı, sulayacakları çiçekleri kalmamıştı. Evlerini bir gecede ter ettiler. Aylarca, günlerce, mağaralarda aç ve susuz bırakıldılar. Sığınaklarda bombardımana tutuldular. Sonra EOKACI’lar gelip aç ve susuz mağaralara saklanan insanları buldular. Kadın erkek, çocuk, yaşlıları kurşuna dizip. Devasa, yekpare bir çukura atıp yarı diri yarı ölü gömdüler”

Aradaki tek fark Varoşa’nın Rumlar’ı hala hayatta ve yaşıyorlar. Mağusa’nın her köşesinde bir şehit acısı var. Muratağa/Atlılar ve Sandallar köylüleri artık yarı yarıya yoklar ve Melek oldular. Hem de gerçek melek. Zira onların elinde silah yoktu. Boş su bidonları ve kuru ekmek kırıntıları vardı.

Bu satırları edebi kabiliyetimle yazmıyorum. Tanıklarından dinledim. Merak edenler için aşağıya bu belgeselimin linkini bırakacağım

Taştan binalar ve onların sahipleri düşünülüyor da.. doğdum doğalı 46 yıldır bu adadayız. Kıbrıslı Türküz, ama varlığımız solu hiç ilgilendirmiyor, hatta rahatsız ediyor.

46 yılımın hesabını ben kime sorayım KC’ni işgalinde tutan Rum’a mı? Yoksa Kuzey Kıbrıs’taki varlığımızı yeri gelip kullanan yeri geldiğinde yok sayan siyasetçilere mi?

Bence taş yapılardan ziyade önce insan.

Rum ne kadar insansa biz de o kadar insanız.

Rum’un ne kadar acısı varsa bizim de var.

Cumhurbaşkanlığında yenilgiyle karşılaşan solumuz günah keçisi olarak Karpaz coğrafyasında yaşayan 1975 Anadolu göçmenlerini günah keçisi ilan etti.

Mesela 46 yıldır bu adada yaşayan şikayetçi olduğunuz karpaz insanının bu size göre hata/nankörlük/bilinçsizlik olan hatayı neden yaptığını düşünüp sosyolojik olarak değerlendirmeyi akıl ettiniz mi hiç?

Yoksa turistik coğrafya Karpaz’ı boykot etmekten başka bir şey gelmiyor mu elinizden.
Akıl vermek gibi olmasın, hatanızı katmerlendirirsiniz öyle yaparsanız.

Bence Karpaz’a gidin.

O bölgenin halkıyla tanışın, kucaklaşın ve onları kazanın..

İki bölgeli Kıbrıs’ın her yerinden kapı açılması meraklıları Hayaletlerin diyarına açılan bu kapıya hayır dediler. Oysa açılması hayırlı oldu. Her açılım hayırlıdır zira.

Kim bilir belki de Rum işadamı zengin melekleriniz de bu vesileyle mülklerine ve paracıklarına geri kavuşur ve size şükranlarını sunar. Sizin de vicdanınız rahatlar belki. Hani o Meryem deyzenin dertlerine hiç sızlamayıp Mariya deyzenin acılarına kahrolan vicdanınız!!

Ha bir de gargacılar var, yani Mağusalı Kıbrıslı Türkler. E hadi sizin hatrınıza gargacılar da Vroşa’nın bekçiliğini yapıp, Hristiyan emperyalizminin işçiliğinde, temizlikçiliğinde, kapıcılığında çalışsın.

Bak sırf siz mutlu olasınız diye yazdım bu hayali.

Umarım son sözlerimle sizi memnun etmişimdir sevgili güya solcu, Rum’a/hristiyana karşı sosyalist/insancıl, müslümana düşman, mikromilliyetçi, Türk’e karşı ırkçı faşist olan değerli bir kısım solcu Kıbrıslı dostlarım.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz