Döviz’deki Düşüş Marjinal ve Geçici

0

Çok değerli okuyucularım. Son bir haftadan beridir dövizde bir miktar düşüşler yaşanmıştır. Siz okuyucularımdan çok sık telefon almaktayım. Acaba bu düşüş daha devam edecek mi diye soranlar oluyor. Cevabım kısa ve net. Eğer Türkiye ekonomisindeki belirsizlikler ve de belirsizliklerin doğurduğu riskler azalırsa, ekonominin çarkları düzgün çalışmaya başlayacak ve başta döviz kurları, enflasyon oranı ile faiz oranlarında durum normale dönüşebilecektir.

*****

Kurların artmasına neden olan Türkiye ekonomisine duyulan güvenin azalması, artan yatırım riski, siyasi risk ve ülke riskleriydi. Bunların tümü birleşince, Türkiye’den ülke dışına hızlı ve büyük miktarda sıcak para çıkışı gerçekleşmişti. Ardından müdahale enstrümanı olarak Merkez Bankası’ndaki rezervler kullanıldı. Sıcak para çıkışı daha da hızlanmıştı. Çare olarak, siyasi ekonomi yönetimine el atıldı. TC Merkez Bankası Başkanlığı görevine yeni bir isim getirildi. Eski Maliye Bakanı Naci Ağbal, Merkez Bankası Başkanı oldu. Merkez Bankası başına yeni ve güven duyulan birisi getirilince, piyasalara güven de arttı. Daha sonra Hazine ve Maliye Bakanlığı görevine yeni  bir atama yapıldı. Yeni Hazine ve Maliye Bakanı Lütfi Elvan oldu. Bu değişiklik de ekonomiye olumlu yansıdı. Gösterge Faiz Oranı, neredeyse ikiye katlandı. Yüzde 8’lerde olan bono faizleri, yüzde 15’in üzerine çıktı. Bu durum yabancı yatırımcı için kazanç fırsatları doğurdu. Siyasi belirsizlik riski düştü. Korona etkisi ile terör olayları haberlere pek nadir yansıdı. Doğu Akdeniz’de sondaj gerilimi de bir nebze dinginlendi. Amerikan Başkanlık seçimlerinde Trump’ın da Başkanlıktan gitmesi, piyasalarda olumlu algı yarattı. Milletin tek derdi biran önce aşılanma oldu.  Koronadan çabucak kurtulma, ekonomide reel sektörün canlanması için neler yapılabilir tartışmaları başladı.

*****

Tüm bu gelişmeler cereyan ederken, Türkiye’ye sıcak para girişi hızlandı. Yabancı yatırımcılar kendi ülkelerinden çok düşük faizle kredi çekerek dövizi Türkiye’ye taşıdı. Enflasyon ve faiz oranları arasındaki yaklaşık yüzde 4-5 cicarında bir reel getiri beklentisi ile paralarını TL’ye çevirip bonolara yatırdılar. Böylece Türkiye’de sıcak para girişine bağlı olarak bollaşan dolar ve euro, TL’nin değerlenmesine, kurların düşmesine etken oldu. Yabancılar da, yüksek faiz karını fırsat bilerek, “carry trade” dediğimiz yöntemle para taşıyarak kazançlar elde etmeye başladı. Özetleyecek olursak kur oynaklığı ile risk arasındaki dengenin iyi korunması gerekmektedir. Riskler düşerse, kurlardaki oynaklık azalır, kurlarda volatilite azaldığında enflasyona olumlu yansır ve ekonomide enflasyonun etkisi azalır. Enflasyon düştüğünde de faiz oranları düşmüş olur. Şu an için faizler, Avrupa ve Amerika gibi batı ülkelerine göre Türkiye’de çok daha yüksektir. Faizler kademeli olarak düşene kadar, vatandaşlarımıza çağrım tüketim davranışlarında ihtiyatlı olmalarıdır. Bu düşüş yerini tekrardan yükselişe çevirebilir. Ancak, uzun vadede döviz rezervleri artar, enflasyon oranı tek hanelere iner, TL faiz oranı da yüzde 10-12 bandına gerilerse, o zaman döviz kurlarında durağanlık başlayacaktır. Şu an için öyle bir beklenti yoktur, kısa vadede de olmayacaktır. Faiz oranlarında düşüş olabilmesi için Türkiye ekonomisinin korona öncesi duruma dönmesi gerekmektedir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz