Kıbrıs’ın ortak kültürel mirası olan galbur, yüzyıllar boyunca ada insanının gündelik yaşamında önemli bir yer edindi.
Susamın ağartılmasından unun elenmesine, buğdayın ayıklanmasından salça yapımına kadar pek çok alanda kullanılan galbur, tarım merkezli üretim toplumunun emeğinin simgesi haline geldi.
Galbur sanatının son temsilcisi Hüseyin Burat, günümüzde insanların birçok şeyi hazır aldığını, bu nedenle galbur kullanımının unutulmaya yüz tuttuğunu belirterek mesleğe sahip çıkılmasının önemini vurguladı.
Adada galburculuk yapan tek kişinin kendisi olduğunu kaydeden Burat, “Ne Kuzey’de ne de Güney’de benden başka bu işi yapan kalmadı.” dedi.
Burat, Eğitim ve Turizm bakanlıklarına çağrıda bulunarak mesleğin gençlere öğretilmesi ve ülkeye gelen turistlere tanıtılması halinde ülke ekonomisine katkı sağlayacak kültürel bir değer olabileceğini ifade etti.
Bugün Güzelyurt’a bağlı Yayla’daki dükkânında halen galbur yapmaya devam eden Hüseyin Burat, çocukluğunu, meslek yaşamını ve galbur sanatının inceliklerini anlattı.
Baf’ın Yayla’sından Güzelyurt’taki Yayla’ya uzanan yolculuk
Yedi çocuklu bir ailenin en küçük çocuğu olarak 1945 yılında Baf’ın Yayla köyünde doğan Hüseyin Burat, ilkokulunu köyünde, ortaokulunu ise 10 mil uzaklıktaki yan köyde tamamladı, ülkede yaşanan 1963 olayları nedeniyle lise eğitimine devam edemedi.
Burat, 1966 yılında evlendiğini belirterek, eşi Gülsen Hanım ile aileler arasında yapılan konuşmalarla hayatlarını birştirdiklerini kaydetti.
Barış Harekâtı’ndan sonra Kuzey’e geçtiklerini ve devlet tarafından Güzelyurt’un Yayla köyüne yerleştirildiklerini söyleyen Burat, çok zor günler geçirdiklerini dile getirdi.
“1986 yılında işi babamdan devraldım, 40 sene oldu”
Galburculuğun baba mesleği olduğunu ve mesleği babasından öğrendiğini aktaran Burat, 1986 yılında babasının ameliyatı sonrasında işi devraldığını ve 40 yıldır sürdürdüğünü ifade etti.
Galbur yapımına 12 yaşındayken babasına yardım ederek başladığını anımsatan Burat, o dönemde yapılan galburların panayırlarda satışa sunulduğunu söyledi.
Hüseyin Burat, o günleri şu sözlerle anlattı
“O zamanlar hazır bir şey yoktu. Unu, buğdayı, sısamı, börülceyi, baklayı galburla elerdin. Sivrisi, çöpü, sapı galburun altına düşer; irisi, temiz olanı galburun üstünde kalırdı. Hepsi için ayrı kalınlıklarda delikleri olan galbur var.”
Önceleri galbur ve elek yanında kazan, lenger ve gül suyu çıkarmak için imbik yaptığını da aktaran Burat, artık yaşlandığı için bunları yapamadığını belirtti.
Günümüzde galburculuğun unutulmaya başladığını dile getiren Burat, gençlerin bu mesleği yapmasalar bile öğrenmelerini istediğini belirtti.
“Bu iş sadece emek istemez, sabırlı da olmak gerek”
Galbur yapımının büyüklüklerine göre 1,5 ile 2 saat arasında değişebildiğini anlatan Burat, kasnak kısımlarını İstanbul’dan temin ettiklerini ve bunun kendilerine maliyetli geldiğini kaydetti.
Hafta sonu dâhil her gün sabah erken saatlerde çalışmaya başladığını söyleyen Burat, geçen yıl kaybettiği eşi Gülsen’i galbur yaparak yâd ettiğini belirtti.
Hüseyin Burat, Güzelyurt’a yolu düşen gençleri Yayla’daki dükkânına davet ederek, “Elim ayağım tutana kadar bu işi yapmaya devam edeceğim. İlgilenen gençler de gelip görsünler, bu işi meslek edinmeseler bile kültürümüz olan galbur sanatını öğrensinler.” çağrısında bulundu.
Haber Gülden Hacımevlüt Alyaz
Fotoğraf Süleyman Önal


