Ülkeyi ABD ve Çin ile birlikte dünyanın ilk üç yapay zeka gücünden biri yapma hedefinin merkezinde yer alan bu yasa, daha ilk günlerinden itibaren farklı kesimlerin eleştirileriyle karşılaştı.
Yerel teknoloji girişimleri kuralların inovasyonu engelleyecek kadar ileri gittiğini savunurken, sivil toplum kuruluşları ise vatandaşları korumak adına yasanın yetersiz kaldığını ileri sürüyor.
Şirketlere filigran ve etiketleme zorunluluğu
Geçtiğimiz hafta yürürlüğe giren yasa, yapay zeka hizmeti sunan şirketlere belirli şeffaflık yükümlülükleri getiriyor:
İçerik Etiketleme: Çizgi film veya sanat eseri gibi açıkça yapay olduğu belli olan içeriklere dijital filigran eklenmesi zorunlu hale getirildi. Gerçekçi deepfake içerikler için ise kullanıcıların kolayca fark edebileceği görünür etiketler kullanılması gerekiyor.
Yüksek Etkili Yapay Zeka: Sağlık teşhisi, işe alım ve kredi onayı gibi alanlarda kullanılan “yüksek etkili” sistemler için risk değerlendirmesi ve karar alma süreçlerinin belgelenmesi şartı getirildi.
Güvenlik Raporları: Çok güçlü yapay zeka modelleri için güvenlik raporları isteniyor; ancak yetkililer, şu an dünyadaki hiçbir modelin bu raporlama eşiğine girecek kadar güçlü olmadığını kabul ediyor.
Girişimlerin uyum endişesi ve cezalar
Kuralları ihlal eden şirketler 30 milyon wona (yaklaşık 700 bin TL) kadar para cezasıyla karşı karşıya kalabilecek.
Hükümet, şirketlerin uyum sağlaması için en az bir yıllık bir geçiş süreci tanıyacağını taahhüt etse de, yapılan anketler yapay zeka girişimlerinin yüzde 98’inin bu yeni kurallara hazır olmadığını gösteriyor.
Girişimciler, özellikle sistemlerinin “yüksek etkili” olup olmadığını belirleme sürecinin uzun ve belirsiz olmasından şikayetçi. Ayrıca, tüm yerel şirketlerin ölçek gözetmeksizin denetime tabi tutulması, buna karşın yabancı firmalar için belirli eşiklerin aranması “rekabet adaletsizliği” eleştirilerini beraberinde getiriyor.
Sivil toplum kuruluşları koruma yetersizliğinden şikayetçi
Yasa, sivil toplumun “vatandaş koruması” beklentilerini karşılamaktan uzak görünüyor. Özellikle Güney Kore’nin dünyadaki deepfake pornografi mağdurlarının yarısından fazlasına ev sahipliği yapması, bu konudaki hassasiyeti artırıyor.
İnsan hakları avukatları, yasanın “kullanıcı” tanımının vatandaşları değil, sistemi kullanan kurumları (hastane, banka vb.) koruduğunu savunuyor.
“İnsan müdahalesi” durumunda sistemlerin denetim dışı kalabilmesi, ciddi bir boşluk olarak değerlendiriliyor.
Bilim ve BİT Bakanlığı ise yasanın yasal belirsizliği ortadan kaldıracağını ve “sağlıklı bir yapay zeka ekosistemi” kuracağını savunuyor.
Güney Kore’nin bu esnek ve prensip temelli yaklaşımı, AB’nin katı risk modelinden ve ABD’nin pazar odaklı stratejisinden farklı bir yol izlemesi nedeniyle küresel düzeyde yakından takip ediliyor.
Kaynak : Ajans Cyprus


